Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Haberin varmı ?

2 tane "ümraniye" etiketli yazı bulundu "ümraniye" tagli diger ogeler resimler , videolar

Ergenekon'da çok önemli bir gelişme

 

Danıştay davasında yargılanan Yıldırım, baskın kararının alınışını anlattı ve Cumhuriyet'e atılan bombaların kaynağını açıkladı: Bize Veli Küçük verdi...

 

Ergenekon dosyasında tutuklu emekli tuğgeneral Veli Küçük ile Danıştay baskını mahkûmlarından Osman Yıldırım, Alparslan Arslan ve İsmail Sağır (soldan sağa) arasında ilişki olabileceği konuşuluyor, ama bir delil bulunamıyordu.

Danıştay davası sanıklarından Osman Yıldırım'ın Cumhuriyet gazetesine atılan bombaları Veli Küçük'ten aldıklarını açıklamasının, Ergenekon soruşturması ve Danıştay davası arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğu iddia edildi. Ancak Ümraniye'de ele geçirilen ve Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar konusunda halen yanıtlanmamış pek çok soru var. Cumhuriyet'e atılan ve Ümraniye'de ele geçirilen bombaların aynı kafile ve model numarasına sahip olduğu öne sürülmüştü. İzmir'de örgütle bağlantılı olduğu söylenen İbrahim Çiftçi'nin de aynı kafileden el bombasıyla öldürüldüğü iddiası gündeme gelmişti. İddialara karşın Kara Kuvvetleri envanterinde görünen bombaların sivillerin eline nasıl geçtiği sorusu aylar geçmesine karşın yanıtlanmadı.

13 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'deki bir gecekonduda Ali Yiğit isimli bir kişinin ihbarı üzerine 27 el bombası, patlayıcılar bulunmasıyla tüm Türkiye'yi sarsacak, aralarında çok önemli isimlerin bulunduğu 44 kişinin gözaltına alınacağı Ergenekon operasyonu başladı. Ümraniye bombalarını saklayan kişinin emekli astsubay Oktay Yıldırım olduğu anlaşıldı. Yıldırım, Danıştay saldırısından sonra bıçakla intihar etmeye çalışan ve gözaltına alınan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in yakın adamıydı.

Ümraniye bombalarının araştırılmasıyla Danıştay saldırısından sonra gözaltına alınan ve adı gündeme gelen kişilere ulaşıldı. Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan'ın onlarca defa telefonla konuştuğu Muzaffer Tekin, emekli binbaşı Zekeriya Öztürk, Arslan'ın birlikte çekilmiş fotoğraflarının ortaya çıktığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük gözaltına alındı.

'Hurda açıklaması'

Muzaffer Tekin'in evinde de iki el bombası bulundu. İfadesinde bombalarla ilgili "Bunlar hurda, patlayacak durumda değil" diyordu. Ama inceleme sonucu patlamaya hazır oldukları anlaşıldı.

Danıştay saldırısının failleri, 17 Mayıs 2006'da Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in öldürüldüğü baskından kısa süre önce Cumhuriyet gazetesinin Şişli'deki binasına üç kez el bombası atmıştı. Bu bombaların Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla aynı kafileden olduğu öne sürüldü. Birbuçuk yıl süren yargılama sonucunda müebbet hapis cezaları verildi ama 'bomba sorusu'na yanıt verilemedi.

Davanın dar kapsamı

Davada avukatların soruşturmanın Ergenekon operasyonu ve Ümraniye'de bulunan bombalarla ilgili genişletilmesi talebi kabul edilmedi. Davanın sanıklarından Süleyman Esen'in avukatı Mehmet Ener'in 21 Ocak 2008 tarihinde Genelkurmay Askeri Savcılığı'nda söz konusu bombaların nasıl sivil kişilerin eline geçtiğini sormuştu. Ancak Mehmet Ener'e sadece konuyla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirilmişken Danıştay davası sonuçlanmıştı.

Çiftçi cinayeti

Gecekonduda bulunan 27 el bombasının gündeme geldiği ikinci olay ise Ekim 2006'da İzmir Alsancak'ta uyuşturucu ticareti yaptığı öne sürülen İbrahim Çiftçi'nin öldürülmesi olayı oldu. İddialara göre; Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun 2002 yılında Ankara'da evinin önünde öldürülmesi olayını Ergenekon örgütü yapmıştı. Bir kişi savcılığa başvurarak İbrahim Çiftçi'nin Hablemitoğlu cinayetinin faili olduğunu söylemişti. Bunun üzerine şüpheli olarak ifadesi alınan Çiftçi'nin örgütün talimatıyla öldürüldüğü iddia edildi. Erdinç Utaş, İbrahim Çiftçi'yi Alsancak'taki kafeteryaya el bombası atarak öldürmüştü. Cumhuriyet gazetesine düzenlenen saldırıda olduğu gibi onun da attığı bombalardan biri patlamamıştı. Bu davanın sürdüğü İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, cinayette kullanılan bombaların Ümraniye bombalarıyla aynı kafile ve modelden olup olmadığını Adli Tıp Kurumu'na ve Ergenekon operasyonu savcısına sordu. Ergenekon savcısından mahkemeye gelen yanıtta, Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla, Çiftçi'nin öldürüldüğü bombaların aynı kafileden olduğu belirtildi. Çiftçi'nin Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili ifadesinin alındığını hatırlatan savcının, Sanıkların bu eylemi tek başına yapmadığının, muhtemelen bir yerlerden aldığı talimatla yaptığının değerlendirildiğini, Ergenekon'la irtibatlı olup olmadığının araştırıldığını anlattığı öne sürüldü. Davanın diğer sanığı Mustafa K.'nın avukatı Utaş'ın konuşması halinde derin bağlantıların ortaya çıkacağını söyledi. Utaş ise sadece ölmek istediğini söylüyordu.

Makina Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), silahlı kuvvetlerin ve polisin ihtiyaçları doğrultusunda siparişe göre el bombası üretimi yapıyor. Ümraniye'de gecekonduda ele geçirilen ve Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların Kara Kuvvetleri Komutanlığı için üretildiği ortaya çıkmıştı.

Başsavcıdan Ergenekon açıklaması

savcı 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, ''Ergenekon adı verilen soruşturma kapsamında yapılan operasyon ve işlemlerin, kamuoyu gündeminde yer alan diğer davalarla hiçbir ilişkisi bulunmadığını'' bildirdi.

 

Başsavcı Engin, yaptığı yazılı açıklamada, kolluk makamlarına yapılan ihbar üzerine 2007 yılı Haziran ayında Ümraniye ilçesinde bir evde ele geçirilen patlayıcı maddeler sebebiyle başlatılan ve devam eden süreçte teknik takip ve diğer soruşturma yöntemleriyle genişletilerek sürdürülen ve kamuoyunda ''Ergenekon soruşturması'' olarak bilinen soruşturma kapsamında 21 Mart 2008 tarihinde yapılan operasyonla ilgili olarak basın ve yayın organlarında yer alan haber, yorum ve değerlendirmelerin önemli bir bölümünün gerçeği yansıtmadığının görüldüğünü bildirdi.

 

Soruşturmanın gizliliği ve yayın yasağı kararları dikkate alınarak açıklama yapılmasının gerekli görüldüğünü dile getiren Engin, açıklamasında, CMK'nın 250. maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili biriminde görevli 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülen soruşturmaya ilişkin olarak bu birimlerden alınan şu bilgilere yer verdi:

EŞ ZAMANLI OPERASYON ZORUNLULUĞU

''21 Mart 2008 tarihinde yapılan operasyonda gözaltına alınanlardan birçoğunun Ergenekon adı verilen soruşturma dosyasındaki delillere göre, önceki tarihlerde bu soruşturma kapsamına alınan kişiler olup, yapılan işlemlerin de bu soruşturmanın devamı niteliğinde olduğu,Yetkili Cumhuriyet Savcılarının talimatıyla bu soruşturmanın icrasıyla görevlendirilen kolluk biriminin başvurusu üzerine, acil sebepler ve operasyonun eş zamanlı olarak yapılmasının gerektirdiği zorunluluk nedeniyle ve mahkeme kararlarına istinaden arama, el koyma ve gözaltı işlemlerinin gece yapıldığı,Bu soruşturma sebebiyle gözaltına alınan şüphelilerin, tüm yasal haklarının korunması hususunda gerekli özenin gösterilmesi ve tedbirlerin alınması için görevli cumhuriyet savcıları tarafından ilgili birimlere talimat verilerek, yasal işlemlerin kısa sürede ikmal edilmesinin sağlandığı tespit edilmiştir.''

Başsavcı Engin, gözaltına alınan şüphelilere ilişkin soruşturma sonucunda Doğu Perinçek, Mehmet Adnan Akfırat, Ferit İlsever ve Serhan Bolluk'un CMK'nın 100. maddesi kapsamında tutuklandığını, İlhan Selçuk ve Kemal Yalçın Alemdaroğlu'nun da CMK'nın 109/1-3/a maddeleri kapsamında adli kontrol tedbiri ile nöbetçi mahkeme tarafından serbest bırakıldıklarını, Yusuf Beşirik, İbrahim Benli, Yusuf Tuncer, Aydın Gergin, Mahir Çayan Güngör ve Aykut Tokak'ın da soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları tarafından ifadelerinin alınmasını müteakip serbest bırakıldıklarını bildirdi.

''ERGENEKON'UN DİĞER DAVALARLA HİÇBİR İLİŞKİSİ BULUNMAMAKTADIR''

''Bu operasyonun başlatıldığı tarih ve saatten itibaren basın ve yayın organlarında yapılan yayınlarda son günlerde Türkiye'nin gündeminde yer alan önemli başka davalarla Ergenekon soruşturması arasında paralellik kurulmaya çalışıldığı ve bu doğrultuda yanlış ve gerçek dışı yorum ve değerlendirmeler yapıldığının görüldüğüne'' işaret eden Engin, açıklamasında şunları kaydetti:

 

''Ergenekon adı verilen soruşturma, 2007 yılı Haziran ayında başlatılmış olup gerek 21 Mart 2008 tarihinde, gerekse daha önce bu kapsamda yapılan operasyon ve işlemlerin kamuoyu gündeminde yer alan diğer davalarla hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır.Bağımsız yargı organları, görevlerini sadece yasalardan aldığı yetkiye dayanarak ve yasalar çerçevesinde yapmakta olup, tüm soruşturma ve kovuşturmalarda herhangi bir kişi, kurum ve kuruluşun etkisi, yönlendirmesi ile veya başka maksatlarla hareket etmeleri kesinlikle mümkün bulunmamaktadır.Bunlara rağmen yazılı ve görsel basın yayın organlarımızda yapılan ve gerçek durumu yansıtmayan asılsız haber ve yorumlar bu soruşturmanın sağlıklı olarak yapılmasını zorlaştırmakta, yargı organları aleyhine haksız eleştiri, değerlendirme ve güvensizliğe sebebiyet vermektedir.''

''SÜRECİN SONUNA YAKLAŞILDI'

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, basın ve yayın organlarının bu soruşturmayla ilgili gizlilik ve yayın yapma yasağını dikkate almalarının soruşturmanın selameti açısından gerekliliğini vurguladı.Başsavcı Engin, açıklamasını şöyle tamamladı:''Soruşturmanın kapsamı, elde edilen deliller, bilgi ve belgelerin yüz binlerce sayfa oluşturması, bunların incelenmesi, analizi ve tasnifinin uzun süreyi gerektirmesi, bu belgelere istinaden ek operasyonlar yapılması gibi zorunlu sebeplerle soruşturmanın bugüne kadar uzadığı, ancak bu süreçte bu soruşturma sebebiyle tutuklu bulunanların tutukluluk halleri ve hukuki durumlarının en geç birer aylık sürelerde hakim tarafından incelenerek tutukluluk hallerinin devam edip etmeyeceği hususunda kararlar verdiği ve bu sürecin sonuna yaklaşıldığı tespit edilmiştir.''

Web Stats