Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Haberin varmı ?

4 tane "2007" etiketli yazı bulundu "2007" tagli diger ogeler resimler , videolar

Yüzde 100 yerli Turna testi geçti

Yerli Turna  

TAI'nin geliştirdiği insansız uçak ''Turna'', TEI tarafından insansız hava araçları için geliştirilen özgün motor ile tamamen milli ürün kimliği kazandı. Yeni turna test uçuşunu başarıyla geçti.

TUSAŞ tarafından geliştirilen ve motor hariç tümü özgün bir hedef uçak sistemi olan ''Turna'', ilk test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.

TAI'den yapılan açıklamada, Turna'nın, Türkiye'deki hava araçlarında kullanılan motorların tasarımı, geliştirilmesi ve üretimi alanlarında faaliyet gösteren TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI) tarafından geliştirilen özgün turboprop motoru ile ilk test uçuşunu 4 Nisan 2008'de Akıncı'da TUSAŞ tesislerinde başarıyla gerçekleştirdiği bildirildi.

Havacılık alanında dışa bağımlılığın azaltılması ve azami yurt içi faydanın sağlanmasını teminen yerli uçak-yerli motor entegrasyonu amacıyla TAI ve TEI arasında 11 Eylül 2007'de İşbirliği Protokolü imzalandığı anımsatılan açıklamada, bu çerçevede bugüne kadar motor hariç tümü özgün bir Hedef Uçak Sistemi olan ''Turna''nın, TEI tarafından insansız hava araçları için geliştirilen özgün turboprop motor ile tamamen milli bir ürün kimliği kazandığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: ''90 libre itme gücünde, 6 bin 500 maksimum pervane devrine sahip turboprop motorun güvenilirlik testlerini takiben, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren ilk özgün hava platformu Turna'nın standart motoru olması öngörülmektedir. Turna, 2001 yılından itibaren hava savunma birliklerinin eğitiminde kullanılmakta ve bugüne kadar yüzlerce saat uçuşu başarıyla gerçekleştirmiştir.

TAI ve TEI firmalarının havacılık alanındaki birikim ve tecrübelerini bir araya getirerek gerçekleştirdikleri söz konusu özgün ve milli çözüm, ülkemiz havacılık ve uzay sanayisinin ihtiyaçlarının özgün çözümler ile ülke içinden karşılanması hedefi doğrultusunda atılmış önemli bir adımdır.

AK Partinin yedek partisi GTP mi?

tp erdoğan  

Erdoğan, hafta sonu Edirne'de gizlice Tuna Bekleviç ile buluştu

Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın açtığı davada AKP'yi kapatabileceği ihtimalinin ağır bastığını gören Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, `yedek parti' için harekete geçtiği ileri sürüldü. Erdoğan'ın hafta sonu Güçlü Türkiye Partisi (GTP) Genel Başkanı Tunra Bekleviç ile Edirne'de bu amaçla görüştüğü belirtildi.

 

Erdoğan, cumartesi günü AKP Edirne İl Gençlik Kolları kongresine katıldı. GTP Genel Başkanı Tunra Bekleviç de AKP'lilerden aldığı davetle Edirne'ye geldi. 22 Temmuz 2007 seçimlerine katılma hakkı eden ancak bu hakkını kullanmayan GTP'nin Edirneli olan ve seçimde bu ilden bağımsız milletvekili adaylığını koyan Tuna Bekleviç, Erdoğan'la randevu yeri olan Edirne Valiliği'ne gitti. Kongre sonrası ilin sorunları hakkında brifing alacağı ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle görüşeceği belirtilen Erdoğan da Edirne Valiliği'ne geldi.

 

VALİLİKTE BULUŞMA

 

AKP'lilerin, Erdoğan'la görüşme randevusu verdiği Tuna Bekleviç binaya gazetecilerin beklediği protokol kapısı yerine, vatandaşların kullandığı kapıdan Edirne Valiliği'ne giriş yaptı. Bir üst kata çıkan Bekleviç, doğruca valilik makamının bulunduğu kata alındı.

 

Başbakan Erdoğan ile Tuna Bekleviç, burada bir süre görüştü. Görüşmede, daha önce AKP'ye katılma eğiliminde olan GTP'nin durumu ve AKP'nin kapatılma davasının olası sonuçları ele alındı.

 

Erdoğan- Bekleviç görüşmesi uzayınca, kapıda bekleyen Edirne Belediye Başkan Vekili Namık Kemal Döneleken, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ümit Mıhlayanlar, Esnaf Odaları Birlik Başkanı Emin İnağ, Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Yardımcı içeri alınmadı. Bazı sivil toplum örgütü temsilcileri de Başbakan Erdoğan'la görüşemediklerini söyleyerek valilikten ayrılırken, Bekleviç ile görüşmesini tamamlayan Erdoğan, bazı sivil toplum örgütü temsilcileriyle görüştü.

 

BİRLİKTE UÇTULAR

 

Başbakan Erdoğan ile GTP Genel Başkanı Tuna Bekleviç, Edirne'den İstanbul'a helikopterle birlikte yolculuk yaptı.

 

Edirne Valiliği'ndeki buluşmadan sonra Tuna Bekleviç, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala'nın makam otomobiliyle helikopterin bulunduğu Şükrapaşa Stadı'na gitti. Başbakan Erdoğan da valilikte görüşmeleri tamamladıktan sonra makam otomobiliyle Şükrüpaşa Stadı'na geldi. Erdoğan ve Bekleviç, buradan aynı helikopterle İstanbul'a giderken yol boyu durum değerlendirmesi yaptı.

 

BEKLEVİÇ, DOĞRULADI

 

GTP Genel Başkanı Tuna Bekleviç, konuya ilişkin DHA muhabirinin sorularını yanıtlarken, Başbakan Erdoğan ile Edirne'de buluştuğunu ve sonra da İstanbul'a birlikte gittiklerini doğruladı.

 

AKP'nin kapatılması halinde GTP'nin yedek parti olarak bekletilip betletilmeyeceği konusunda yorum yapmak istemeyen Tuna Bekleviç, "Ülkede yaşanan son siyasi gelişmeleri değerlendirdik. Partiyi kapatıp, AKP'ye katılmamız söz konusuydu. Ama bundan vazgeçtik" demekle yetindi.

 

AKP DAVASININ SONUCU BEKLENECEK

 

GTP Genel Başkanı Tuna Bekleviç, bir süre önce AKP'nin üst düzey yöneticileri ile görüşmüş ve partiyi kapatarak katılma yönünde fikir alışverişinde bulunmuştu.

 

Son gelişmelerden sonra Erdoğan'ın, Tuna Bekleviç'ten, GTP'yi kapatmamalarını istediği ileri sürüldü. AKP'lilerin, Anayasa Mahkemesi'ndeki dava sonucunda partilerinin kapatılması ihtimaline karşı GTP'nin `yedek parti' olacağını söyledikleri belirtildi.

 

Refah Partisi'ne karşı Anayasa Mahkemesi'nde açılan kapatma davası görüşülürken Necmettin Erbakan tarafından İsmail Alptekin'e `yedek parti' olarak Fazilet Partisi kurdurulmuştu.vatan

Ergenekon'da çok önemli bir gelişme

 

Danıştay davasında yargılanan Yıldırım, baskın kararının alınışını anlattı ve Cumhuriyet'e atılan bombaların kaynağını açıkladı: Bize Veli Küçük verdi...

 

Ergenekon dosyasında tutuklu emekli tuğgeneral Veli Küçük ile Danıştay baskını mahkûmlarından Osman Yıldırım, Alparslan Arslan ve İsmail Sağır (soldan sağa) arasında ilişki olabileceği konuşuluyor, ama bir delil bulunamıyordu.

Danıştay davası sanıklarından Osman Yıldırım'ın Cumhuriyet gazetesine atılan bombaları Veli Küçük'ten aldıklarını açıklamasının, Ergenekon soruşturması ve Danıştay davası arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğu iddia edildi. Ancak Ümraniye'de ele geçirilen ve Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar konusunda halen yanıtlanmamış pek çok soru var. Cumhuriyet'e atılan ve Ümraniye'de ele geçirilen bombaların aynı kafile ve model numarasına sahip olduğu öne sürülmüştü. İzmir'de örgütle bağlantılı olduğu söylenen İbrahim Çiftçi'nin de aynı kafileden el bombasıyla öldürüldüğü iddiası gündeme gelmişti. İddialara karşın Kara Kuvvetleri envanterinde görünen bombaların sivillerin eline nasıl geçtiği sorusu aylar geçmesine karşın yanıtlanmadı.

13 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'deki bir gecekonduda Ali Yiğit isimli bir kişinin ihbarı üzerine 27 el bombası, patlayıcılar bulunmasıyla tüm Türkiye'yi sarsacak, aralarında çok önemli isimlerin bulunduğu 44 kişinin gözaltına alınacağı Ergenekon operasyonu başladı. Ümraniye bombalarını saklayan kişinin emekli astsubay Oktay Yıldırım olduğu anlaşıldı. Yıldırım, Danıştay saldırısından sonra bıçakla intihar etmeye çalışan ve gözaltına alınan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in yakın adamıydı.

Ümraniye bombalarının araştırılmasıyla Danıştay saldırısından sonra gözaltına alınan ve adı gündeme gelen kişilere ulaşıldı. Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan'ın onlarca defa telefonla konuştuğu Muzaffer Tekin, emekli binbaşı Zekeriya Öztürk, Arslan'ın birlikte çekilmiş fotoğraflarının ortaya çıktığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük gözaltına alındı.

'Hurda açıklaması'

Muzaffer Tekin'in evinde de iki el bombası bulundu. İfadesinde bombalarla ilgili "Bunlar hurda, patlayacak durumda değil" diyordu. Ama inceleme sonucu patlamaya hazır oldukları anlaşıldı.

Danıştay saldırısının failleri, 17 Mayıs 2006'da Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in öldürüldüğü baskından kısa süre önce Cumhuriyet gazetesinin Şişli'deki binasına üç kez el bombası atmıştı. Bu bombaların Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla aynı kafileden olduğu öne sürüldü. Birbuçuk yıl süren yargılama sonucunda müebbet hapis cezaları verildi ama 'bomba sorusu'na yanıt verilemedi.

Davanın dar kapsamı

Davada avukatların soruşturmanın Ergenekon operasyonu ve Ümraniye'de bulunan bombalarla ilgili genişletilmesi talebi kabul edilmedi. Davanın sanıklarından Süleyman Esen'in avukatı Mehmet Ener'in 21 Ocak 2008 tarihinde Genelkurmay Askeri Savcılığı'nda söz konusu bombaların nasıl sivil kişilerin eline geçtiğini sormuştu. Ancak Mehmet Ener'e sadece konuyla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirilmişken Danıştay davası sonuçlanmıştı.

Çiftçi cinayeti

Gecekonduda bulunan 27 el bombasının gündeme geldiği ikinci olay ise Ekim 2006'da İzmir Alsancak'ta uyuşturucu ticareti yaptığı öne sürülen İbrahim Çiftçi'nin öldürülmesi olayı oldu. İddialara göre; Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun 2002 yılında Ankara'da evinin önünde öldürülmesi olayını Ergenekon örgütü yapmıştı. Bir kişi savcılığa başvurarak İbrahim Çiftçi'nin Hablemitoğlu cinayetinin faili olduğunu söylemişti. Bunun üzerine şüpheli olarak ifadesi alınan Çiftçi'nin örgütün talimatıyla öldürüldüğü iddia edildi. Erdinç Utaş, İbrahim Çiftçi'yi Alsancak'taki kafeteryaya el bombası atarak öldürmüştü. Cumhuriyet gazetesine düzenlenen saldırıda olduğu gibi onun da attığı bombalardan biri patlamamıştı. Bu davanın sürdüğü İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, cinayette kullanılan bombaların Ümraniye bombalarıyla aynı kafile ve modelden olup olmadığını Adli Tıp Kurumu'na ve Ergenekon operasyonu savcısına sordu. Ergenekon savcısından mahkemeye gelen yanıtta, Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla, Çiftçi'nin öldürüldüğü bombaların aynı kafileden olduğu belirtildi. Çiftçi'nin Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili ifadesinin alındığını hatırlatan savcının, Sanıkların bu eylemi tek başına yapmadığının, muhtemelen bir yerlerden aldığı talimatla yaptığının değerlendirildiğini, Ergenekon'la irtibatlı olup olmadığının araştırıldığını anlattığı öne sürüldü. Davanın diğer sanığı Mustafa K.'nın avukatı Utaş'ın konuşması halinde derin bağlantıların ortaya çıkacağını söyledi. Utaş ise sadece ölmek istediğini söylüyordu.

Makina Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), silahlı kuvvetlerin ve polisin ihtiyaçları doğrultusunda siparişe göre el bombası üretimi yapıyor. Ümraniye'de gecekonduda ele geçirilen ve Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların Kara Kuvvetleri Komutanlığı için üretildiği ortaya çıkmıştı.

Başsavcıdan Ergenekon açıklaması

savcı 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, ''Ergenekon adı verilen soruşturma kapsamında yapılan operasyon ve işlemlerin, kamuoyu gündeminde yer alan diğer davalarla hiçbir ilişkisi bulunmadığını'' bildirdi.

 

Başsavcı Engin, yaptığı yazılı açıklamada, kolluk makamlarına yapılan ihbar üzerine 2007 yılı Haziran ayında Ümraniye ilçesinde bir evde ele geçirilen patlayıcı maddeler sebebiyle başlatılan ve devam eden süreçte teknik takip ve diğer soruşturma yöntemleriyle genişletilerek sürdürülen ve kamuoyunda ''Ergenekon soruşturması'' olarak bilinen soruşturma kapsamında 21 Mart 2008 tarihinde yapılan operasyonla ilgili olarak basın ve yayın organlarında yer alan haber, yorum ve değerlendirmelerin önemli bir bölümünün gerçeği yansıtmadığının görüldüğünü bildirdi.

 

Soruşturmanın gizliliği ve yayın yasağı kararları dikkate alınarak açıklama yapılmasının gerekli görüldüğünü dile getiren Engin, açıklamasında, CMK'nın 250. maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili biriminde görevli 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülen soruşturmaya ilişkin olarak bu birimlerden alınan şu bilgilere yer verdi:

EŞ ZAMANLI OPERASYON ZORUNLULUĞU

''21 Mart 2008 tarihinde yapılan operasyonda gözaltına alınanlardan birçoğunun Ergenekon adı verilen soruşturma dosyasındaki delillere göre, önceki tarihlerde bu soruşturma kapsamına alınan kişiler olup, yapılan işlemlerin de bu soruşturmanın devamı niteliğinde olduğu,Yetkili Cumhuriyet Savcılarının talimatıyla bu soruşturmanın icrasıyla görevlendirilen kolluk biriminin başvurusu üzerine, acil sebepler ve operasyonun eş zamanlı olarak yapılmasının gerektirdiği zorunluluk nedeniyle ve mahkeme kararlarına istinaden arama, el koyma ve gözaltı işlemlerinin gece yapıldığı,Bu soruşturma sebebiyle gözaltına alınan şüphelilerin, tüm yasal haklarının korunması hususunda gerekli özenin gösterilmesi ve tedbirlerin alınması için görevli cumhuriyet savcıları tarafından ilgili birimlere talimat verilerek, yasal işlemlerin kısa sürede ikmal edilmesinin sağlandığı tespit edilmiştir.''

Başsavcı Engin, gözaltına alınan şüphelilere ilişkin soruşturma sonucunda Doğu Perinçek, Mehmet Adnan Akfırat, Ferit İlsever ve Serhan Bolluk'un CMK'nın 100. maddesi kapsamında tutuklandığını, İlhan Selçuk ve Kemal Yalçın Alemdaroğlu'nun da CMK'nın 109/1-3/a maddeleri kapsamında adli kontrol tedbiri ile nöbetçi mahkeme tarafından serbest bırakıldıklarını, Yusuf Beşirik, İbrahim Benli, Yusuf Tuncer, Aydın Gergin, Mahir Çayan Güngör ve Aykut Tokak'ın da soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları tarafından ifadelerinin alınmasını müteakip serbest bırakıldıklarını bildirdi.

''ERGENEKON'UN DİĞER DAVALARLA HİÇBİR İLİŞKİSİ BULUNMAMAKTADIR''

''Bu operasyonun başlatıldığı tarih ve saatten itibaren basın ve yayın organlarında yapılan yayınlarda son günlerde Türkiye'nin gündeminde yer alan önemli başka davalarla Ergenekon soruşturması arasında paralellik kurulmaya çalışıldığı ve bu doğrultuda yanlış ve gerçek dışı yorum ve değerlendirmeler yapıldığının görüldüğüne'' işaret eden Engin, açıklamasında şunları kaydetti:

 

''Ergenekon adı verilen soruşturma, 2007 yılı Haziran ayında başlatılmış olup gerek 21 Mart 2008 tarihinde, gerekse daha önce bu kapsamda yapılan operasyon ve işlemlerin kamuoyu gündeminde yer alan diğer davalarla hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır.Bağımsız yargı organları, görevlerini sadece yasalardan aldığı yetkiye dayanarak ve yasalar çerçevesinde yapmakta olup, tüm soruşturma ve kovuşturmalarda herhangi bir kişi, kurum ve kuruluşun etkisi, yönlendirmesi ile veya başka maksatlarla hareket etmeleri kesinlikle mümkün bulunmamaktadır.Bunlara rağmen yazılı ve görsel basın yayın organlarımızda yapılan ve gerçek durumu yansıtmayan asılsız haber ve yorumlar bu soruşturmanın sağlıklı olarak yapılmasını zorlaştırmakta, yargı organları aleyhine haksız eleştiri, değerlendirme ve güvensizliğe sebebiyet vermektedir.''

''SÜRECİN SONUNA YAKLAŞILDI'

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, basın ve yayın organlarının bu soruşturmayla ilgili gizlilik ve yayın yapma yasağını dikkate almalarının soruşturmanın selameti açısından gerekliliğini vurguladı.Başsavcı Engin, açıklamasını şöyle tamamladı:''Soruşturmanın kapsamı, elde edilen deliller, bilgi ve belgelerin yüz binlerce sayfa oluşturması, bunların incelenmesi, analizi ve tasnifinin uzun süreyi gerektirmesi, bu belgelere istinaden ek operasyonlar yapılması gibi zorunlu sebeplerle soruşturmanın bugüne kadar uzadığı, ancak bu süreçte bu soruşturma sebebiyle tutuklu bulunanların tutukluluk halleri ve hukuki durumlarının en geç birer aylık sürelerde hakim tarafından incelenerek tutukluluk hallerinin devam edip etmeyeceği hususunda kararlar verdiği ve bu sürecin sonuna yaklaşıldığı tespit edilmiştir.''

Web Stats