Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Haberin varmı ?

2 tane "cumhuriyet gazetesi" etiketli yazı bulundu "cumhuriyet gazetesi" tagli diger ogeler resimler , videolar

Ergenekon arşivleri

 

İki kişisel ve bir kurumsal arşivdeki bilgi ve belgeler, soruşturmada sorulara yön veriyor. Küçük ve Güney'in arşivinde ortak belge çok, İP'in bir katı tamamen arşiv için ayrılmış…

Ergenekon soruşturması kapsamında ortaya çıkan bilgiler zanlıların 'geniş arşivlerindeki belgeleri de gün yüzüne çıkardı. Soruşturmanın dayanağı olan Tuncay Güney'in 2001 yılında yapılan operasyonda ele geçirilen belgelerinde sadece Ergenekon yapılanmasıyla ilgili dokümanlar değil, birçok farklı konuda rapor ve yazı var. Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün arşivindeki birçok belgenin Güney'deki belgelerle aynı ve benzer olduğu saptandı. İşçi Parti Genel Merkezi'nin bir katının tamamen arşiv için ayrıldığı iddia edilirken, Yargıtay krokisinden Genelkurmay Başkanı'nın koruma planına kadar birçok evrak elde edildiği öne sürülüyor.

Türkiye'yi sarsan Ergenekon operasyonunda tutuklanan zanlıların ev ve işyerlerinden çıkan birbirinden ilginç 'derin bilgilerin' olduğu dokümanlar, planlar, raporlar soruşturmanın temelini oluşturuyor. Zanlılar bu belgelerdeki bilgiler ışığında sorgulanıyor. Soruşturmada şimdiye kadar gelinen süreçte ortaya çıkan 'derin arşiv' şöyle:

1- Belge fabrikatörü Tuncay Güney

Ergenekon Operasyonu'na dayanak olan belgelere aslında yıllar önce ulaşılmıştı. Dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan 2001 yılında bir ihbar üzerine Tuncay Güney'in bürosunu bastı. Güney'in bürosundan Ergenekon örgütünü anlatan çok sayıda doküman çıktı. Ergenekon örgütünün şeması '21. Yüzyılda Kemalist Hareket' isimli iki sayfalık bir belgenin içindeydi. Bu dokümanda şu ifadeler yer alıyor: "TSK bünyesinde faaliyet gösterdiği iddia edilen gizli bir örgütlenmenin olduğu, Ergenekon örgütünün Ergenekon başkanlığına bağlı, beş daire komutanlığı, iki daire başkanlığından oluştuğu, beş daire komutanlığının TSK mensupları, iki daire başkanlığının sivillerden oluştuğu, sadece Ergenekon başkanı tarafından bilinen 'Operasyon Dairesi Komutanlığı' altında bir yapılanmanın olduğu, Ergenekon örgütünün yazılı ve belirli amaca giden kurallar çerçevesinde faaliyet yürüttüğü, Ergenekon örgütünün bu faaliyetleri gerçekleştirebilir olduğu, örgütün amacının TSK mensubu ve sivil şahısları kullanarak, Atatürk adını, ilke ve inkılaplarını maskeleme yaparak illegal kazanç, gizli istihbarat, legal ve illegal faaliyetler, naylon terör örgütü kurmak, naylon şirketler oluşturma, suikast ve propaganda gibi yöntemler vasıtasıyla bir örgütlenme oluşturup, gizlilik prensipleri altında Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm devlet kademelerini ele geçirip, örgütün amaçları doğrultusunda bir devlet yapısı kurmak olduğu.."

Gazete ve TV planları

Güney'in ofisinde bulunan başka bir belgedeyse Ulusal Kanal ve Cumhuriyet gazetesinin ortak bir anonim şirket adı altında birleştirilmesi öngörülüyor. Bu belgede, "Bu şirketin yönetim kurulu başkanlığını ve yönetim kurulu üyeliğine getirilecek kişiler önemlidir ve özenli bir seçim yapılmalıdır yazıyor". 'MİT, Medya ve Ajan Gazeteciler' başlıklı 40 sayfalık bir rapordaysa bazı gazetecilerin isimleri sıralanarak, CIA ve MİT gibi çeşitli istihbarat örgütleri adına çalıştıkları öne sürülüyor.

Güney'in arşivinin diğer başlıkları şöyle:

"Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma, Lobi Çok Gizli, Birleşik Komün Girişim, Octobus (State Organized Crime) Mafia, Masonik Bildenberg çetesi, Türkiye'yi Türksüzleştirme Operasyonu, Alevi Dernek Vakıf Kurma Çalışmalarının Amaç ve Sonuçları, Kürdistan Nasıl Kurulacak, Gizli Uluslararası İnsan Kaçakçılığı Raporu, Yeni Milis, Kuvayı Milliye Cephesi, İşçi Partisi'nin Türk ve Kürdü Birlikte Örgütleme Tasarım Analiz, Şirket Gizli Gerçekler Gözlem ve Analiz..."

2- Veli Küçük'ün derin arşivinde yok yok

Operasyonda Küçük'ün evinden çıkan belgelerin birçoğu Güney'inkilerle aynıydı. Bazılarıysa büyük benzerlik taşıyordu. 'Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi', 'Şirket Gizli Gerçekler Gözlem Analiz' raporu, ulusal medya oluşturma planlarının yer aldığı 'Televizyon Analiz Yönetim ve Geliştirme Projesi /Türkiye'de Televizyon Yaşlılar için çok Yeni Gençler İçin Çok Eskidir' başlıklı 39 sayfalık doküman, MİT'in tarihsel süreç içinde işlevini yitirdiğini öne süren 'Casusluk Mesleği' yazılı evrak, ulusal güç birliğinin kurulması, ulusal gençlik hareketinin oluşturulması ve örgütlenmesine dair 'Kemalist Model Ulusal Gençlik Hareketi Dinamik Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Cephesi Araştırma Gözlem Analiz' başlıklı rapor, yeni mafya örgütlenmesi, Ergenekon için lobi çalışmaları yürütülmesi ve bu kapsamda özel güvenlik şirketlerinin kurulması gerektiği şeklindeki dokümanlarla Güney'inkilerle benzer.

Bunun dışında Güney'in gözaltına alındığı operasyonu yapan dönemin Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'la ilgili mali, ailevi ve diğer konularda detaylı bilgi notu, Doğu Perinçek tarafından yazılan 'Arzederim' diye biten faksla gönderilmiş bilgi notları, Uğur Mumcu'nun İsrail ajanları tarafından öldürüldüğü iddiasının yer aldığı MİT belgesi bulundu. Küçük'ün evinde bulunan belgelerden biri Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek hakkında dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır tarafından verilen 2001 yılına ait siciliydi. Küçük'ün Gayrettepe'deki evinde ayrıca doktorlar Ayhan Sandal ve orhan Fevzi Gümrükçüoğlu hakkında açılan bir davanın iddianame ve kararı bulundu. Sandal ve Gümrükçüoğlu bir operasyonda gözaltına alınan işadamı Mustafa Albayrak'a 'sahte işkence raporu' vermekten yargılanmıştı. 'Jandarma Kurmay Albay Yahya Şahin'e yapılan komplo ve komploya katılan kişiler' diye başlayan bir dosya da vardı.

 

3- İşçi Partisi'nden tartışılan krokiler...

Ergenekon Operasyonu'nda İşçi Partisi (İP), Ulusal Kanal ve Aydınlık Dergisi'nde aramalar yapıldı.

İP genel merkezindeki dördüncü katın arşiv haline getirildiği öne sürüldü. Partinin kurumsal arşivinin yanısıra de MİT, TSK, Emniyet, Milli Eğitim, yargı ve üniversite görevlileri hakkında çeşitli bilgilerin olduğu bilgi notları da olduğu iddia edildi. Bilgi notlarından bazıları haberleştirilmişti. İddialara göre İP Genel Merkezi'ndeki arşivde Yargıtay üyeleri hakkında fişler tutulmuştu. Belgede, AKP'ye yönelik kapatma davasına ilişkin dosya, kapatma davasının iddianamesini hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın babası, Ergenekon Operasyonu'nda gözaltına alınıp serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk'un verdiği bir yemeğe ilişkin notlar da bulunduğu öne sürüldü. İP Genel Merkezi'nde ele geçirildiği öne sürülen belgelerden ikisi çok daha önemliydi. Bazı gazetelerde yer alan iddialara göre, İP'te bir CD'nin içinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na ait ayrıntılı kroki vardı. Haberlere göre çok ayrıntılı hazırlanan krokide yakalanmadan binaya giriş ve çıkışlar gösteriliyordu. Başka bir CD'de de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, Kara Kuvvetleri Komutanı olarak 2005 Şubat'ında Balıkesir' e yaptığı ziyaretin koruma planının bulunduğu öne sürüldü. Ayrıca ele geçirilen diğer CD'lerde de 1987, 1988 ve 1989 yıllarına ait, Van'ın Gürpınar ve Başkale sınırını gösteren '21. Sınır Komutanlığı' nın Kış Tertiplemesi' başlığı altındaki haritanın da olduğu iddia edildi. Perinçek'in evinin basılmasından sonra eşi Şule Perinçek, evdeki 15 bine yakın dosya ve kitabın teker teker incelendiğini söylemişti. İP yetkilileri ise ele geçirilen belgelerle ilgili savunmalar yaptı. Kapatma davasının iddianamesinin açıklandıktan sonra özetlendiği, Yargıtay krokisinin İP'te bulunmadığını ifade ettiler.

 

Ergenekon'un kilit ismi, haham oldu

Ergenekon Operasyonu'nun kilit ismi Tuncay Güney'in, gazetecilikten Jandarma İstihbarat Timi (JİT) dolandırıcılığına, İslamcı bir kanalda program yapmaktan sinagogda çalışmaya uzanan öyküsü, şaşırtıyor. Yedi yıl önce polise, Umut Bağbek ve Süleyman Gürleyen adlı iki kişiden bir şikâyet ulaştı. Şikâyete göre, kendisini JİTEM elemanı diye tanıtan Tuncal Güney adlı kişi tarafından dolandırılmışlardı. Polis, 'JİTEM' adını duyunca harekete geçti ve savcılık kararıyla Güney'in Taksim'de bürosuna operasyon yapıldı. Polisin karşısına, daha önce Samanyolu TV'de programcılık, Akşam gazetesinde muhabirlik ve Strateji dergisinde yöneticilik yapmış bir 'gazeteci' çıktı. Bürosundaki aramada, Ergenekon'a ilişkin dokümanlar bulundu. Güney, Organize Suçlar Şubesi'nde sorgulandı. Daha sonra, 'işkence altında alındığını savunduğu' üç saatlik sorgu kaydında Ergenekon'nun ilk ipuçlarını açıkladı.

İddialara ilişkin soruşturma başlatılmazken, Güney aynı yıl 10 yıllık vizeyle ABD'ye gitti. İddiaya göre, CIA denetimindeki 'New York Institutes' adlı web sitesinin yöneticisi oldu. Şu an 36 yaşında olan Güney, Kanada'nın Toronto kentinde yaşıyor ve bir sinagogda görevli olarak çalışıyor.radikal

Ergenekon'da çok önemli bir gelişme

 

Danıştay davasında yargılanan Yıldırım, baskın kararının alınışını anlattı ve Cumhuriyet'e atılan bombaların kaynağını açıkladı: Bize Veli Küçük verdi...

 

Ergenekon dosyasında tutuklu emekli tuğgeneral Veli Küçük ile Danıştay baskını mahkûmlarından Osman Yıldırım, Alparslan Arslan ve İsmail Sağır (soldan sağa) arasında ilişki olabileceği konuşuluyor, ama bir delil bulunamıyordu.

Danıştay davası sanıklarından Osman Yıldırım'ın Cumhuriyet gazetesine atılan bombaları Veli Küçük'ten aldıklarını açıklamasının, Ergenekon soruşturması ve Danıştay davası arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğu iddia edildi. Ancak Ümraniye'de ele geçirilen ve Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar konusunda halen yanıtlanmamış pek çok soru var. Cumhuriyet'e atılan ve Ümraniye'de ele geçirilen bombaların aynı kafile ve model numarasına sahip olduğu öne sürülmüştü. İzmir'de örgütle bağlantılı olduğu söylenen İbrahim Çiftçi'nin de aynı kafileden el bombasıyla öldürüldüğü iddiası gündeme gelmişti. İddialara karşın Kara Kuvvetleri envanterinde görünen bombaların sivillerin eline nasıl geçtiği sorusu aylar geçmesine karşın yanıtlanmadı.

13 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'deki bir gecekonduda Ali Yiğit isimli bir kişinin ihbarı üzerine 27 el bombası, patlayıcılar bulunmasıyla tüm Türkiye'yi sarsacak, aralarında çok önemli isimlerin bulunduğu 44 kişinin gözaltına alınacağı Ergenekon operasyonu başladı. Ümraniye bombalarını saklayan kişinin emekli astsubay Oktay Yıldırım olduğu anlaşıldı. Yıldırım, Danıştay saldırısından sonra bıçakla intihar etmeye çalışan ve gözaltına alınan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in yakın adamıydı.

Ümraniye bombalarının araştırılmasıyla Danıştay saldırısından sonra gözaltına alınan ve adı gündeme gelen kişilere ulaşıldı. Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan'ın onlarca defa telefonla konuştuğu Muzaffer Tekin, emekli binbaşı Zekeriya Öztürk, Arslan'ın birlikte çekilmiş fotoğraflarının ortaya çıktığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük gözaltına alındı.

'Hurda açıklaması'

Muzaffer Tekin'in evinde de iki el bombası bulundu. İfadesinde bombalarla ilgili "Bunlar hurda, patlayacak durumda değil" diyordu. Ama inceleme sonucu patlamaya hazır oldukları anlaşıldı.

Danıştay saldırısının failleri, 17 Mayıs 2006'da Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in öldürüldüğü baskından kısa süre önce Cumhuriyet gazetesinin Şişli'deki binasına üç kez el bombası atmıştı. Bu bombaların Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla aynı kafileden olduğu öne sürüldü. Birbuçuk yıl süren yargılama sonucunda müebbet hapis cezaları verildi ama 'bomba sorusu'na yanıt verilemedi.

Davanın dar kapsamı

Davada avukatların soruşturmanın Ergenekon operasyonu ve Ümraniye'de bulunan bombalarla ilgili genişletilmesi talebi kabul edilmedi. Davanın sanıklarından Süleyman Esen'in avukatı Mehmet Ener'in 21 Ocak 2008 tarihinde Genelkurmay Askeri Savcılığı'nda söz konusu bombaların nasıl sivil kişilerin eline geçtiğini sormuştu. Ancak Mehmet Ener'e sadece konuyla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirilmişken Danıştay davası sonuçlanmıştı.

Çiftçi cinayeti

Gecekonduda bulunan 27 el bombasının gündeme geldiği ikinci olay ise Ekim 2006'da İzmir Alsancak'ta uyuşturucu ticareti yaptığı öne sürülen İbrahim Çiftçi'nin öldürülmesi olayı oldu. İddialara göre; Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun 2002 yılında Ankara'da evinin önünde öldürülmesi olayını Ergenekon örgütü yapmıştı. Bir kişi savcılığa başvurarak İbrahim Çiftçi'nin Hablemitoğlu cinayetinin faili olduğunu söylemişti. Bunun üzerine şüpheli olarak ifadesi alınan Çiftçi'nin örgütün talimatıyla öldürüldüğü iddia edildi. Erdinç Utaş, İbrahim Çiftçi'yi Alsancak'taki kafeteryaya el bombası atarak öldürmüştü. Cumhuriyet gazetesine düzenlenen saldırıda olduğu gibi onun da attığı bombalardan biri patlamamıştı. Bu davanın sürdüğü İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, cinayette kullanılan bombaların Ümraniye bombalarıyla aynı kafile ve modelden olup olmadığını Adli Tıp Kurumu'na ve Ergenekon operasyonu savcısına sordu. Ergenekon savcısından mahkemeye gelen yanıtta, Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla, Çiftçi'nin öldürüldüğü bombaların aynı kafileden olduğu belirtildi. Çiftçi'nin Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili ifadesinin alındığını hatırlatan savcının, Sanıkların bu eylemi tek başına yapmadığının, muhtemelen bir yerlerden aldığı talimatla yaptığının değerlendirildiğini, Ergenekon'la irtibatlı olup olmadığının araştırıldığını anlattığı öne sürüldü. Davanın diğer sanığı Mustafa K.'nın avukatı Utaş'ın konuşması halinde derin bağlantıların ortaya çıkacağını söyledi. Utaş ise sadece ölmek istediğini söylüyordu.

Makina Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), silahlı kuvvetlerin ve polisin ihtiyaçları doğrultusunda siparişe göre el bombası üretimi yapıyor. Ümraniye'de gecekonduda ele geçirilen ve Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların Kara Kuvvetleri Komutanlığı için üretildiği ortaya çıkmıştı.

Web Stats