| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Haberin varmı ?

7 "sağlık" etiketi kullanan gönderi "sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Prostat kanserine karşı günde iki bardak nar suyu öneriliyor

 

nar suyu nar- Nar

Nar suyunun kalbe faydalı olduğu birçok araştırma ile gösterildi. İçindeki 'tanin' ve 'antosiyanidin'lerle yüksek bir antioksidan güce sahip olan nar suyunun, kan akımını olumlu yönde etkilediği ve kötü kolesterolün seviyelerini azalttığı biliniyor.

Nar suyunun çok bilinmeyen bir başka faydası da son dönemde konuşulmaya başlandı. Nar suyu, prostat kanserinin ilerlemesini yavaşlatmada yararlı gibi görünüyor. Bugüne dek yapılan çalışmalar umut vaat ediyor. Sizde yarattığı bir rahatsızlık yoksa, günde bir-iki bardak nar suyu içmenizde bir zarar yoktur. Hatta yararlı bile olabilir. Ancak nar suyu bazı ilaçlarla etkileşime girdiğinden, bu içeceği doktorunuza danışarak tüketmenizde yarar var.

Yemesi zahmetli olan, ekşiliği nedeniyle biraz da yüz ekşitirek yenen narın faydaları saymakla bitmiyor. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için nar, pek çok derdin devası.

Nar (Punica granatum), Lythraceae familyasından içinde küçük çekirdekler ve meyve gövdesini oluşturan yüzlerce tanecikten oluşmuş, hafif ekşi tadında ılıman iklimlerde yetişen, özellikle Anadolu ve İran'da yetiştirilen bir meyve türü. Türkiye'de Ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetişir.

Haziran-Temmuz aylarında kırmızı renkli çiçekler açan, iki ile beş metre boylarında ağaççıklardır. Gövdeleri gayri muntazamdır. Yapraklar karşılıklı, kısa saplı ve kırmızı kenarlıdır. Çiçekler kısmen sapsız, tek tek ve birkaçı bir arada bulunur. Çanak yaprakları kırmızı renkli, dökülmeyen ve etlidir. Meyveleri küre şeklinde ve portakal büyüklüğünde, önceleri yeşil, olgunlukta kırmızımsı renkte, derimsi kabuklu, çok tohumlu ve etlidir.

Kullanımı

Bitkinin tohumları meyve olarak yenildiği gibi, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbi olarak kullanılır. Kök ve gövde kabuğu tanen, nişasta ve alkaloitler (pelletierin) taşır. Nar meyvesi kabuğu tanen, triterpenler ve az alkaloitler ihtiva eder.

Nar ağacı kabuğu çok eskiden beri bilhassa barsak şeritlerine (tenyalara) karşı kullanılır. Yalnız zehirlenmelere yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Nar meyvesi kabuğu, ishale karşı (% 15'lik) çay halinde kullanılabilir. Ayrıca yün iplikler, sarımsı renklere boyanabilir. Nar, çarpıntıya iyidir. Mideyi kuvvetlendirir. Et kısmı ile sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir.

Florida'da, 6-9 Mart tarihleri arasında yapılan Amerikan Kardiyoloji Koleji toplantısına katılan, Columbia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi kardiyologlarından Doç. Dr. Özgen Doğan, yapılan son araştırmaların, nar suyunun damar tıkanıklığını önleyici özelliğini ortaya çıkardığını belirtti.

Doğan, şu bilgileri verdi: "Hayvan deneylerinde, nar suyuyla beslenme sonrasında damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 geriledi. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar suyunun, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. Bu sayede tansiyon yüzde 5 düşürüldü."

Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır. Genellikle besleyici ve tedavi edici ilaç ve panzehir olarak ağız yoluyla çeşitli karışımlarla birlikte yenilir ve içilir, haricen de merhem olarak kullanır. Onun sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılır. Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunmaktadır. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.

Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere faydalıdır, öksürüğe iyi gelir. Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır, diğer narlardan daha fazla idrar söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı giderir, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelir.

Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi gelir. Dolama / tırnak iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanılır.

Narın ve nar suyunun faydalarını Alman Hastanesi'nde görev yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan şöyle anlatıyor:

" Sağlık açısından özellikle kış aylarında bol bol tüketilmesi gereken bir meyve. Çünkü insan sağlığına olan faydalarını saymakla bitirmek mümkün değil. Adeta bir 'ilaç', hatta antibiyotik olan nar, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok hastalıktan koruyor. İçerdiği bazı maddelerle kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar, kalp sağlığını koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini engelliyor."

Nar, özellikle içerdiği antioksidanlar sayesinde vücudun savunma sistemini güçlendiriyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, yapılan araştırmalarda nar suyunun cilt kanserine ve erkeklerde prostat kanserine karşı koruyucu etkisinin görüldüğünü söyledi:

"Kış mevsiminde portakal, mandalina ve limonun yanı sıra narı da taze şekilde veya suyunu sıkarak tüketmek son derece önemli.

Narın en önemli özelliklerinden biri de genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruması. Damar tıkanıklıklarını geriletme özelliği bulunan nar, 'ACE' denilen enzimi engelleyerek tansiyon düşürücü bir etki de yapıyor. Nar birçok özellikleriyle bazı meyveleri de geride bırakıyor. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor.

Tüm bu özellikleriyle adeta bir 'ilaç' ve doğal antibiyotik görünümünde olan nar, sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gereken meyveler arasında yer alıyor. Nar suyu ayrıca damar sertliğine karşı güçlü etkisi bulunan bir içecek olarak karşımıza çıkıyor.

Nar suyunun sadece tanelerinden değil, tüm meyveden üretilmesi, bu içeceğin antioksidan etkisinin daha da artmasına neden oluyor. Zira bu önemli meyvenin kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içeriyor.

Bu nedenle ishal kesici ve kurt düşürücü özelliğe sahip bulunuyor. Nar kabuğunun ekstresi ise güçlü bir virüs ve mikrop öldürücü özelliğe sahip. Ayrıca, cilt üzerinde enfeksiyon ve yara iyileştirici etki de gösteriyor. Bunların yanı sıra, meyve kabuğu ve tanelerin antioksidan ve anti-tümör etkileri de biliniyor".

Beslenmede yer almalı

Beslenmede mutlaka yer alması gereken nar, aynı zamanda güçlü bir antioksidan özelliği taşıyor. Yapılan araştırmalara göre narda, serbest radikallere karşı güçlü etkisi olan çeşitli vitamin, mineral, enzim ve antioksidanlar bulunuyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, "serbest radikallerle en iyi mücadele yolu bu antioksidanları tanımak ve dışarıdan doğru besinleri seçerek bunların etkinliğini en üst düzeyde tutmaktır" dedi.

Doğan, "bugün için bilinen en güçlü antioksidanlar; C ve E vitaminleri, glutatyon, lutein, N-Acetylcystein, keratonoidler, flavonoidler, koenzim Q-10, alfa lipoik asit ve selenyumdur. Nar suyu da doğal antioksidanlardan biridir" açıklamasında da bulundu.

Narın bilinen bazı faydaları:

• Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler

• Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur

• Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır

• Enerji verir, yorgunluğu giderir

• İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar

• Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur

• Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller

• Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar

• İshali (diare) önler, tedavide destek sağlar

• Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar

• Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır

NAR EKŞİSİ

“Aslında nar ekşisi yapmak çok basit ama biraz uğraştırıcı. Uğraştıran şey ise narın tanelerini ayıklamak.

Arzu ettiğiniz miktarda narı ayıklayın. Tadını değiştirmemesi için zarını ve uçlarını iyice temizleyin. Sonrasında ise patates püresi yaptığımız ezici ile narları ezip, suyunu çıkarın ve sırlı toprak bir kaba* süzgeç vasıtasıyla süzdürün. Orta ateşte, reçel suyu kıvamına gelene kadar kaynatın. Porselen bir tabağa damlattığınızda akmadan kalıyorsa olmuş demektir. Bu aşamadan sonra bir süre güneşte bekletilir ve rengi koyulaştırılır.

Domates, limon, nar gibi asitli yiyeceklerin pişirilmesi aşamasında reactive kapların kullanılmaması gerekiyor. Demir ve alüminyum kaplar bu kategoriye giriyor ve içlerinde pişen yiyeceklerin tadını bozuyorlar. O yüzden bu tür asitli yiyecekleri non-reactive gruba giren çelik, cam ve sırlı toprak kaplarda pişirmekte yarar var.”

KAYNAKLAR

http://en.wikipedia.org/wiki/Punica_granatum

http://www.cnnturk.com/SAGLIK/haber_detay.asp?PID=164&haberID=264808

http://www.milliyet.com.tr/extra/venus/vitamin/vit001/vitamin59.html

http://www.sabah.com.tr/2008/04/05/gny/haber,19D08008061F435181D9101F3C9036C5.html

Gıdalarda çok kullanılan 3 madde kansere yol açabiliyor

ABD ve İngiltere'de yasaklanan katil ürünler neler?

Gıdalarda çok kullanılan 3 madde kansere yol açabiliyor ve ölümlere neden oluyor. ABD ve İngiltere'de yasak olan sodyum benzoat, aspartam ve siklomat, Türkiye'de turşudan bisküviye kadar pek çok gıdaya konuluyor.

Gıdalara katıldığında zehirli maddelere dönüşen bu katkı maddeleri, 3 E olarak adlandırılıyor. E 221 Sodyum Benzoat, E 951 Aspartam ve E 952 Siklomat’ın daha az kullanılmaya özen gösterilmesi ve market alışverişlerinde ürünlerin üzerlerinin mutlaka okunması gerekiyor.

EGZOZ GAZINDA DA VAR

Lösemili Çocuklar Vakfı’nın (LÖSEV), 3 ayda bir çıkardığı “Ispanak”adlı dergi, bu konuda bir araştırma yaparak, katkı maddesi kullanan insanları uyarmaya çalıştı. Bu üç katkı maddesiyle ilgili verilen bilgiler şöyle: Benzoik asitten oluşan Sodyum Benzoat kolalı ve gazlı içeceklerde, hazır turşu ve soslarda, bazı bisküvi ve alkolsüz içeceklerde küflere karşı koruyucu olarak kullanılıyor.

Bu madde, sitrik asit ile birleşerek Benzen’e dönüşüyor. Benzen sigara ve egzoz gazında da bulunan bir kanserojen madde. Dünyada birçok bilimsel merkez benzoatlarla ilgili çalışmaları geliştirmiş ve bunlar sonuçlanana kadar kullanılması önerilmiyor. AB maddenin kullanımına sınır getirdi. Türkiye’de ise birçok gıda maddesinde yer alıyor. Ancak miktarları konusunda yapılan bağımsız denetimler hakkında bir bilgi bulunmuyor.

ALZHEIMER’A YOL AÇIYOR

Suni bir tatlandırıcı olan aspartam, çay şekerinden 200 kat daha tatlandırıcı bir madde. Aspartamın içinde bulunan fenil alanin ve metanol, vücutta bağırsaklardan emildikten sonra çok zehirli bir madde olan formaldehite dönüşüyor. Formaldehit kanserojen olarak biliniyor ve piyasada diyet içeceklerde, sakızlarda, şekerlerde, hazır gıdalarda, bir çok diyet ürününde, soslarda bulunuyor.

40 mg/kg dozu aşıldığında hamile kadınlarda düşüklere, beyin anomalilerine, zeka geriliklerine yol açıyor ve ileri yaşlarda Alzheimer hastalığına da neden oluyor. Kısa dönemde dikkat dalgınlığı, geçici hafıza kayıpları, görme bozuklukları ve kronik yorgunluk sendromu ortaya çıkabiliyor. Araştırmalarda aspartamın vücuttaki serotonin maddesini etkileyerek davranış bozukluklarına neden olduğu gösteriliyor. Uzun dönemde ise lösemi, lenf kanseri ve böbrek kanserlerine neden olabiliyor.

TÜRKLER'İN GÜNAHI NE?

Siklomat ise içeceklerde ve diyet ürünlerinde kullanılan çok kuvvetli bir suni tatlandırıcı. Yüksek dozda ve uzun süre alındığında hayvanlarda mesane kanserine, farelerde kromozom anomalilerine yol açıyor. ABD ve İngiltere’de yasaklanmasına rağmen Türkiye’de kullanılıyor.

TARIM İLAÇLARI KESİN KANSER YAPIYOR

Hacettepe Üniversitesi Kanser Kurumu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Güllü, katkı maddelerinin bilim camiası olarak hiç birini sevmediklerini söyledi. Güllü, “Bu maddelere onkologlar asla sıcak bakmazlar ve uyarırlar. Ama özellikle bu üç katkı maddesi için elimizde bir bilimsel kanıt olması gerekiyor. En azından bin kişinin bu maddeler için 10 yıl denetlenmesi gerekiyor. Elimizde böyle bir çalışma yok. Kesin konuşamayız ama ‘kanser yapabilir’ diyebiliriz" dedi.

Güllü, tarım ilaçlarının kesin kanser yaptığını belirterek, insanların bu katkı maddelerini içeren ürünleri tercih etmemeleri gerektiğinin vurgusunu yaparak, “Her şey orijinal, organik haliyle tüketilmeli. Suni gübreyle yetiştirilmiş gıdalardan da yemesinler. İçeriğine baksınlar ve mümkünse almasınlar. Konserve de tercih edilmemeli" dedi. Diğer ülkelerde yasaklanan maddelerin Türkiye’de kullanılmasına ilişkin de “Bunun başka bir yolu varsa biz de kullanmayalım. Onlar istemiyorlar ve kullanmıyorlar. Ya da o maddelerin yerine kullanılacak başka bir yol buldular. O yolu biz de bulalım" diye konuştu.samanyoluhaber

2008'de neler olacak? Burçlar

 

Koç-2008'de neler olacak?

burclarBoğa-2008'de neler olacak?

İkizler-2008'de neler olacak?

Yengeç-2008'de neler olacak?

Aslan-2008'de neler olacak?

Başak-2008'de neler olacak?

Terazi-2008'de neler olacak?

Akrep-2008'de neler olacak?

Yay-2008'de neler olacak?

Oğlak-2008'de neler olacak?

Kova-2008'de neler olacak?

Balık-2008'de neler olacak?

 

Koç-2008'de neler olacak?

KOÇLAR'A İŞTE VE AŞKTA MUTLULUK SİNYALLERİ VAR

İnatçı ve ısrarcı Koçlar 2008'de iş hayatlarında verdikleri emeğin karşılığını alacak. Gönül ilişkilerinde de şansları çok açık olacak.

Hareketli, gayretli ve sabırsız Koçlar'ı bu yıl kariyer ve yükseliş bekliyor. Şöhret ve övgü onlar için önemli olacak. Mesleki başarıları her şeyden önde gelecek. Kendilerine diğer yıllara göre daha fazla güvenecekler. İşlerini değiştirmek isteyen Koçlar'a bu yıl çok fazla seçenek sunulacak.

Duygusal konularda ise mayıs ayında ilginç gelişmeler yaşayacaklar. Koçlar'ın aşk cephesinde de önemli gelişmeler görülecek. Eski sevgililerle biraraya gelmeleri söz konusu olacak. Yüreğinin sesini dinleyen Koçlar mutluluğu bulacak.

Ödül alma zamanı

Bu yıl, çalışmalarınız karşılığında ödülleri almanızın zamanı! İşinizde yükselmeniz, üst pozisyonlara geçmeniz ve kariyer yolunda attığınız adımları lehinize çevirmek sizin elinizde. 1-15 Ocak arasında yeni projelere karşı açık olmanıza rağmen planlarınızı uygulamakta zorlanacaksınız. Mesleki eğitimlerinizi değerlendireceksiniz.

1 Ocak ile 18 Şubat döneminde; çabalarınız yoğunlaşacak ve kendinizi önemli bazı ekip çalışmaları içinde bulacaksınız. 21 Mart'a kadar olan süreçte ise olumlu ortak projelere imza atacaksınız. Değerinizin anlaşılması için çaba gösterecek, çalışma şartları konusunda haklarınızı savunacaksınız. 6-20 Nisan arasında; önemli iş görüşmeleri yapacaksınız.

Temmuz ve ağustos aylarında ise ortağınız tarafından hayal kırıklığına uğratılabilirsiniz. Yılın son yarısına doğru geçmişte yaşadığınız sorunlarla yeniden uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. Bu dönemde iş yaşamızda olağanüstü yoğunluk olacak. Prim ve ikramiye gibi ödüller gündeme gelebilir.

Sindirim sistemine dikkat

Bu yıl sağlığınıza özen gösterirken, dinlenme konusuna azami dikkat edin. Özellikle, uyku konusuna hassasiyet göstermelisiniz. Sindirim sisteminiz duyarlı olacağı için yiyeceklerinize dikkat etmelisiniz. Diş sağlığınız için kalsiyum almalısınız. Yılın ilk ayında, günlük yaşamınızın detayları arasında kaybolmamaya çalışın. Ruh sağlığınıza özen gösterin.

İnatçılıktan uzak durun

Çıkar ilişkisi içinde olduğunuz çevreler sizi aşırı zorlayarak, istemdışı stresler içine sokabilir. Karakter yapınıza ters düşse de, inatçı ısrarcılıklardan uzak durmalısınız. 21 Mart'tan sonra vücudunuzun formunu korumaya çalışın. Ağustos ya da ekim aylarında basit bir sağlık sorunu nedeniyle, doktor kontrolünden geçmek zorunda kalabilirsiniz.

YILDIRIM AŞKINIZ KARŞINIZA ÇIKACAK

Koç kadını için aşk: 7 Ocak-7 Mart arasında düşlediğiniz bir aşkın başlangıcını yapabilirsiniz. Eski bir sevgilinizle barışma olasılığınız güçlü. 8-23 Ocak arasında kısıtlayıcı bir aşk ilişkisi gündeme gelecek. Yoğun çalışma temponuz bu aşkın ilerlemesini güçleştirecek.

Mesleki tutkularınız aşkın önüne geçecek. 18-26 Ocak döneminde, bir iş arkadaşınızla duygusal yakınlaşma olacak. Gizli beraberliklerden uzak durmanız gerekiyorsa da, bazı duygular sizi içgüdüsel olarak esir alacak. 7-21 Mart tarihlerinde, 'yıldırım aşkı' olarak da adlandırabileceğiniz yeni bir aşk karşınıza çıkacak. Evli veya bekar olmanız fark etmeyecek; romantik duygularınız tavan yapacak!

SORUNLU İLİŞKİLER HER AN BİTEBİLİR

Koç erkeği için aşk: 15 Mart- 23 Mart arasında partnerinizle yaşadığınız anlaşmazlıklar, dikkatinizin başkalarına yönelmesini sağlayacak. 6-20 Nisan arası çekiciliğiniz üzerinizde olacak. 5-19 Mayıs döneminde duygularınız güçlenecek, tutkular ön plana çıkacak. 16-24 Mayıs'ta, partnerinizle sosyal ortamlara gireceksiniz. 3-17 Haziran arasında, romantik yaklaşımlar içinde olacaksınız.

1 Temmuz- 1 Eylül döneminde; yeni bir ilişkinin eşiğinde olabilirsiniz. 16 Ağustos civarında çıkacağınız seyahatler yeni bir aşkın habercisi olabilir. 13 Eylül-3 Ekim arasında uzun vadeli beraberlikler için adımlar atarken, mevcut ilişkinizde sorun yaşayabilirsiniz. 2008'in son haftasında partnerinize karşı 'sığınmacı' davranışlar içine girmek durumunda kalabilirsiniz.

KOÇ (21 MART-20 NİSAN)

Kişisel özellikleri: Canlı, hevesli, aklına eseni yapan, çabuk düşünen, hazır cevap.

Yönetici gezegeni: Mars

Rengi: Kırmızı

İhtiyaç duyduğu özellik: Dikkatli olmak

İyi yönleri: Fiziksel güç, enerjik olmak, cesaret, dürüstlük, kendine güven, özgürlük merakı.

Kötü yönleri: Telaşlı, agresif, tedbirsiz.

En iyi anlaştığı burçlar: Aslan-Yay

İdeal meslekleri: Asker, operatör, mühendis, makinist, profesyonel sporcu, kaşif.

ÖNEMLİ GÜNLER

Aşkta hareketli günler: 7 Ocak-7 Mart, 6 Nisan-20 Nisan, 3 Haziran-22 Haziran, 15 Temmuz- 16 Eylül.

Aşkta zor günler: 8 Ocak-23 Ocak, 15 Mart-23 Mart, 1 Temmuz-1 Eylül

İşte keyifli günler: 16 Nisan-24 Nisan, 27 Temmuz- 31 Aralık.

İşte zorlayıcı günler: 1 Ocak-22 Ocak, 7 Mart-21 Mart.

KOÇ ÜNLÜLERİ

Marlon Brando, Ömer Şerif, Fatih Sultan Mehmet, Zeki Alasya, Sakıp Sabancı, Kadir İnanır, Nurgül Yeşilçay, Deniz Akkaya, Hüner Coşkuner, Kayahan.

İzmir Milano'ya kaptırdı

expo  

Dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olarak gösterilen EXPO 2015'i İtalya kaptı. İzmir yarışı kaybetti.

EXPO 2015 için ilk gelen haber İzmir'in kazandığı yönündeydi. İzmir bir anda sevince boğuldu ancak hemen ardından bunun yanlış alarm olduğu ve açıklamanın henüz yapılmadığı açıklandı...

Ve resmi sonuç açıklandı; Dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olarak gösterilen EXPO'yu İtalya'nın Milano kenti kazandı. 151 üyenin oy kullandığı elemede delegelerin 86'sı Milano'ya oy verirken 65 delege tercihini İzmir'den yana kullandı.

 

Türkiye uzun süre bu organizasyonu almak için ter dökmüştü. Hatta Cumhurbaşkanı Gül de bunun için Paris'e kamp kurmuştu. Ama gelen sonuç hayal kırıklığı yarattı.

 

İTALYANLAR KUTLAMADA

 

Kararın açıklanması ile birlikte İzmir hüzne boğulurken, Milano çoşku dolu kutlamalara başladı. Duoma meydanında düzenlenen kutlama şenlik havasına büründü.

 

İZMİR KAYBETSEDE KAZANMIŞTIR!

 

2 yıldır EXPO'ya hazırlanan İzmir halkı, habere çok üzüldü. Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, bir açıklama yayınlayarak, ''Özetle, EXPO sayesinde dünyanın dört bir köşesinde ciddi tanıtımlar yapan, doğal güzellikleri ve yatırım avantajlarını her yere duyuran, daha da önemlisi birlik ve beraberlik ruhunu yeniden kazanan İzmir, kaybetse de kazanmıştır'' dedi.

 

MİLANO İLE İZMİR'İN YARIŞI

 

Dünyanın 7'nci büyük ekonomisi olan İtalya'nın "sanayi ve ticaret başkenti" olarak kabul edilen Milano, EXPO 2015 için EXPO'lar ve benzer organizasyonlar konusundaki deneyimini ön plana çıkaran kampanyalar yürütüyordu.

 

İzmir'in "Herkes İçin Sağlık: Daha İyi Bir Yaşam İçin Yeni Yollar" başlıklı temasına karşılık yarışa "Gezegenimizde Beslenme: Yaşam için Enerji" temasıyla katılan Milanolu yetkililer, gerek sunumlarında, gerekse tanıtım çalışmaları sırasında kentin böyle büyük bir organizasyon için gereken altyapıya şimdiden sahip olduğunu vurguladılar.

  

EXPO 2015'e ilişkin karar, sonucu deneyimin kazandığı tezini bir anlamda doğrulamış oldu.

 

NİYE BU KADAR ÖNEMLİ

 

*Uluslararası niteliğiyle olimpiyatlardan bile daha büyük bir organizasyon olan EXPO, önemli bir marka olarak da düzenlendiği kent için turistik referans niteliği taşıyor.

 

*EXPO ilk kez 156 yıl önce 1851'de, sanayi devriminin ilk yıllarında İngiltere'de düzenlendi. Bu fuarda ilk telgraf sergilendi. Fuar büyük ilgi çekti, milyonlarca insan dünyanın dört bir yanından getirilen ürünleri, icatları görmek için fuara akın etti. Fuarda bugün artık doğrudan ticaret yok. Büyük şirketler kentlerin yatırım olanaklarını yerinde görüyor.

 

*EXPO 156 yılda 63 kez yapıldı, 500 milyonun üzerinde ziyaretçi çekti. EXPO 5 yılda bir yapılıyor ve  6 ay boyunca açık kalıyor. Yapıldığı kente oluk oluk para akıtıyor.

 

*EXPO fuarını düzenlemeye aday şehir, bir tema belirliyor. İzmir'in teması "Herkes İçin Salık"tı.

Bel ağrılarından kurtulma yöntemleri

bel ağrısı 

Uzmanlar, bel ağrılarından şikayetçi olanları uyarıyor: Önce ilaç tedavisini, istirahati, fizik tedavi ve egzersiz programlarını deneyin. Sonuç alamazsanız ameliyat olun!

Bugünlerde herkes bel fıtığı nedeniyle ameliyat masasına yatıyor. Beyin Cerrahı Doç. Dr. Kemal Yücesoy, ameliyatın bel fıtığının tedavisinde son çare olması gerektiğini söylüyor ve başarısız ameliyat sayısının gün geçtikçe arttığına dikkat çekiyor.

GEREKSİZ YERE BEL FITIĞI AMELİYATLARI YAPILIYOR!

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Yücesoy, bel fıtığının tedavisinde yanlış yöntemlerin arttığını söyledi ve bu hastalıkla ilgili sorularımızı yanıtladı:

* Neden bel fıtığı sorunu bu kadar artıyor?

Fıtık olan kıkırdaklar 18 yaşına kadar çok iyi kanlanıyor. O yüzden 18 yaşın altında çok büyük bir kaza olmazsa, bel fıtığı ortaya çıkmıyor. Ancak yerçekimi yüküne karşı desteği sağlayan kıkırdaklar 30 yaşından sonra bozulmaya başlıyor. 50 yaşından sonra ise, bütün kıkırdaklarda bozulma kaçınılmaz hale geliyor. Kıkırdağın bozulması suyunu kaybetmesi ve yüke karşı koyamamasıdır. Dolayısıyla çok küçük yüklenmelerde bile yırtıklar oluşur ve kıkırdağın kırılganlığı artar. Omurgaya yılda 5 milyon kez yüklenme olur. Hastanın hareketini kısıtlayıp, bundan kurtulmak mümkün değildir. Eğilme, kalkma, çömelme hepsi yüklenme anlamına gelir. Yatma dışındaki tüm hareketlerde omurgaya yükleniriz. Bu yüzden de 70-80 yaşındaki insanlarda bel fıtığına rastlanması kaçınılmazdır.

AĞRI SÜRÜYOR

* Bel fıtığı yalnızca orta yaş hastalığı değil, gençlerde de görülüyor. Neden?

Burada değerlendirme hatası var. Oluşan bel problemlerinin yaklaşık yarısında kıkırdağın sert kısmı yırtılıyor ve içindeki yumuşak kısım çıkıp oradaki sinirlere baskı yapıyor. Bel fıtığı ilaç tedavisi ve istirahat tedavisi gibi yöntemlere cevap vermiyorsa, ameliyat gerekiyor. Bunlara klasik bel fıtığı ameliyatı yapılması gerekiyor. 50 yaşın altında genellikle karşılaştığımız durum budur. İkinci problem ise, diskin bozulması sonucu ortaya çıkan ağrılardır. Burada kıkıkırdak yapısı bozulduğu için biraz yayılır ve sinire basar. Bu maalesef bel fıtığı olarak değerlendiriliyor ve bel fıtığı diye ameliyat ediliyor. Olan kıkırdak da çıkartılınca hastanın şikayetleri azalacağına artarak devam ediyor. Ameliyata rağmen ağrılar devam ettiği için, bel fıtığı tedavisi, hastayı mutsuz eden bir tedavi olarak değerlendiriliyor.

* Aslında bunların ameliyat edilmemesi mi lazım?

Bu hastalarda öncelikle hayat koşullarının düzeltilmesi, omurgaya daha az yük getirecek tedbirler alınması, ağır kaldırmama, belin altına bir yastık koymak gibi önlemler alınması lazım. Eğer bunlarla fayda göremiyorsa ve bir türlü normal yaşama dönemiyorsa o zaman bel fıtığı değil füzyon ameliyatı yapılmalı.

ESKİ HEKİMLER BİLMİYOR

* Peki neden füzyon yerine fıtık ameliyatı yapılıyor?

Hastaya, fıtık ameliyatı mı yoksa füzyon ameliyatı mı yapılması gerektiği, aslında MR'da açık açık görülür. Ama füzyon için yani vidalama için gereken aletler pahalı ve bu ameliyatın uygulaması zor. Herkes bu ameliyatı yapamıyor, bu tekniği bilmiyor. Eski hekimlerce vidalama yöntemi hala kabul görmüyor çünkü bu tekniği bilmiyorlar. Bu son 10-15 senedir yapılan bir ameliyat. Hastaya çok iyi bilinen ve kolay olan klasik bel fıtığı ameliyatı yapıldığı zaman, sonuç başarısız oluyor.

* Kemik bozulması olan birine fıtık ameliyatı yapıp, başarılı sonuç alınabilir mi?

Sonuçtan başarı elde etme şansı çok düşüktür. Bu nedenle bel fıtığı ameliyatı olmuş ve mutlu olamamış hastaların durumlarının yeniden değerlendirilmesi gerekir.

* Bir hekim MR'da açık açık gördüğü halde, hastasına neden ona yarar sağlamayacak bir ameliyat yapar?

Sadece o ameliyatı biliyor, sadece onu uyguluyorsa veya bu konuda kendini geliştirmiyorsa o zaman bilmeden hata yapmak durumunda kalır. Yani ameliyatı isteyerek değil, bilgi yetersizliğinden ve mecburiyetten yapar. O nedenle ben son iki yıldır 25-30 kişilik kurslar düzenliyorum. Mardin ve Tarsus'ta kurslar veriyorum.

İKİNCİ GÖRÜŞ ÖNEMLİDİR

* Bel fıtığı ameliyatını, bir ortopedist mi yoksa bir beyin cerrahı mı yapmalıdır?

Eskiden beyin cerrahları beyinle, ortopedistler kemikle uğraşıyordu. Zamanla beyin cerrahları omurgayı, ortopedistler de sinirleri öğrendi. İki branştan da olabilir ama omurga konusunda uzman olmaları gerekir.

* Bel fıtığı ya da füzyon ameliyatı olmak için, bir hasta kaç doktordan görüş almalıdır?

İkinci görüş her zaman çok önemli. Bizde Türk usulü, Diyarbakır'dan başlayıp İzmir'e kadar 20 doktor geziliyor. Öncelikle bir doktora inanmaları çok önemli. Burada olması gereken hastanın doktor doktor gezip ikinci görüş araması değil, doktorun ikinci görüş sormasıdır. Üniversite hastanelerinde bu mümkün. Onların birbirine danışması, yaşanacak problemlerin azalmasını sağlar. Hekimin ikinci görüş alması, her zaman çok daha yararlı.sabah

Bu ilaçları çocuğunuza vermeyin!

 

Sağlık Bakanlığı, bazı ülkelerde toplatılmasına karar verilen soğuk algınlığı ve öksürük ilaçlarının Bakanlık bünyesindeki Bilimsel İlaç Güvenliği Kurulu'nda görüşüldüğünü, bunların 2 yaş altı çocuklarda kullanımının uygun bulunmadığı hususundaki bilimsel sonuçların ilgili kurum ve kuruluşlara iletildiğini bildirdi.

Sağlık Bakanlığı, bugün bazı basın yayın organlarında yer alan "Soğuk algınlığı ve öksürük ilaçlarının toplatılması" haberleri üzerine yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada konuyla ilgili bilimsel çalışmaların dünya ile eş zamanlı olarak Bilimsel İlaç Güvenliği Kurulu'nda sürdürüldüğü de belirtildi.

Bu ilaçları çocuğunuza vermeyin!

İngiltere, aralarında Benylin ve Calpol gibi çok satan ilaçların da bulunduğu iki yaşın altındaki çocuklara verilen 100'den fazla öksürük ve soğuk algınlığı ilacını yan etkileri nedeniyle piyasadan çekme kararı aldı. Daily Mail gazetesinin haberine göre, İlaç Komisyonu ülkede 5 çocuğun ölmesi ve 100'den fazla ilaca bağlı yan etkinin görülmesi üzerine böyle bir karar aldı.

Dünden itibaren ilaçların iki yaşın altındaki çocuklara satışına kesin yasak getirildi. Bu yaşın üzerindeki çocuklara ise ancak reçeteyle verilebilecek. Özellikle ilaçlarda yıllardır kullanılan 12 ayrı maddeye dikkat çeken yetkililer, ailelere de bebekleri için parasetamol veya ibuprofen gibi ateş düşürücüler kullanmalarını tavsiye etti.

Kulak memesindeki yatay derin çizgi kalp ve damar hastalıklarının habercisi

kulak çizgi

Aynaya Bakın; Eğer Sizde de o Çizgi Varsa; Derhal Doktora Başvurun

Kulak memesindeki yatay derin çizgi kalp ve damar hastalıklarının habercisi

İzmir Kent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Cevad Şeküri, kulak memesindeki yatay derin çizginin kalp ve damar hastalıklarının habercisi olduğunu söyledi.Doç. Dr. Şeküri, kulak memesi çizgisinin kalp damar hastalığı belirtilerinden biri olarak kabul görmesiyle ilgili ilk çalışmanın 1973 yılında yapıldığını, bugüne kadar bu konuda 35'e yakın yayın oluşturulduğunu anlattı.

Kulak memesindeki çizginin damar dolaşım yetersizliğinin kronik bir bulgusu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Şeküri, bu çizgiye sahip olanlarda kalp damar hastalığı görülme sıklığının, olmayanlara oranla daha yüksek olduğunu dile getirdi.

Kulak memesindeki bu çizginin cilt bulgularından biri olduğunu dile getiren Doç. Dr. Şeküri, ''Bu çizgiyi görmek için aynaya bakmak yeterli. Bir ya da iki kulak memesinde bu çizgi bulunanlar kalp damar hastalıkları yönünden taranmalı, risk faktörleri açısından da tetkik edilmeli'' diye konuştu.

''KALPTEN ÖLENLERİN YÜZDE 80'İNDE BU ÇİZGİ VAR''

Kalp ve damar hastalıklarından hayatını kaybedenler üzerinde yapılan otopsi çalışmaları sonucunda ilginç verilere de rastlanıldığını kaydeden Şeküri şöyle konuştu:''Kulak memesindeki yatay derin çizgi kalp damar hastalıklarının habercisi. Kalp rahatsızlığı sonucu ölenlerin yüzde 80'inde bu çizgi saptandı. Kulak memesinin tam ortasında yan devam eden 'Diagonal' tarzda dediğimiz bir yarık oluşuyor. Bu yaşlılıkla birlikte olmakla beraber kalp damar hastalığının da önemli belirtisi olabilir. Bu çizgiye taşıyanlarda kalp damar hastalığı ortaya çıkma riski çok yüksek. İki kulakta da bu çizgi varsa kalp damar hastalığı birlikteliği oranı yüzde 77'e çıkıyor. Tek kulakta olduğunda bu risk yüzde 30-35'lerde kalıyor. Bu çizgiyi taşıyanların kalp damar hastalığı yönünden tetkik edilmeleri gerekiyor. Özellikle risk faktörleri açısından yani hipertansiyon, kolesterol, sigara, şeker ve şişmanlık yönünden tetkik edilmeleri çok isabetli olur. Yapılan çalışmalarda bu çizgi orta ve ileri yaş olgularında çıkıyor, yaş ilerledikçe daha da sık görülüyor, çizgi derinleşiyor. Erkeklerde görülme oranı kadınlara göre daha yüksek. Kadınlarda küpe kullanımından dolayı bu çizginin ayrımı şaşırtabiliyor.''

Web Stats