Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberin varmı ?

3 tane "tuncay güney" etiketli yazı bulundu "tuncay güney" tagli diger ogeler resimler , videolar

Ergenekon arşivleri

 

İki kişisel ve bir kurumsal arşivdeki bilgi ve belgeler, soruşturmada sorulara yön veriyor. Küçük ve Güney'in arşivinde ortak belge çok, İP'in bir katı tamamen arşiv için ayrılmış…

Ergenekon soruşturması kapsamında ortaya çıkan bilgiler zanlıların 'geniş arşivlerindeki belgeleri de gün yüzüne çıkardı. Soruşturmanın dayanağı olan Tuncay Güney'in 2001 yılında yapılan operasyonda ele geçirilen belgelerinde sadece Ergenekon yapılanmasıyla ilgili dokümanlar değil, birçok farklı konuda rapor ve yazı var. Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün arşivindeki birçok belgenin Güney'deki belgelerle aynı ve benzer olduğu saptandı. İşçi Parti Genel Merkezi'nin bir katının tamamen arşiv için ayrıldığı iddia edilirken, Yargıtay krokisinden Genelkurmay Başkanı'nın koruma planına kadar birçok evrak elde edildiği öne sürülüyor.

Türkiye'yi sarsan Ergenekon operasyonunda tutuklanan zanlıların ev ve işyerlerinden çıkan birbirinden ilginç 'derin bilgilerin' olduğu dokümanlar, planlar, raporlar soruşturmanın temelini oluşturuyor. Zanlılar bu belgelerdeki bilgiler ışığında sorgulanıyor. Soruşturmada şimdiye kadar gelinen süreçte ortaya çıkan 'derin arşiv' şöyle:

1- Belge fabrikatörü Tuncay Güney

Ergenekon Operasyonu'na dayanak olan belgelere aslında yıllar önce ulaşılmıştı. Dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan 2001 yılında bir ihbar üzerine Tuncay Güney'in bürosunu bastı. Güney'in bürosundan Ergenekon örgütünü anlatan çok sayıda doküman çıktı. Ergenekon örgütünün şeması '21. Yüzyılda Kemalist Hareket' isimli iki sayfalık bir belgenin içindeydi. Bu dokümanda şu ifadeler yer alıyor: "TSK bünyesinde faaliyet gösterdiği iddia edilen gizli bir örgütlenmenin olduğu, Ergenekon örgütünün Ergenekon başkanlığına bağlı, beş daire komutanlığı, iki daire başkanlığından oluştuğu, beş daire komutanlığının TSK mensupları, iki daire başkanlığının sivillerden oluştuğu, sadece Ergenekon başkanı tarafından bilinen 'Operasyon Dairesi Komutanlığı' altında bir yapılanmanın olduğu, Ergenekon örgütünün yazılı ve belirli amaca giden kurallar çerçevesinde faaliyet yürüttüğü, Ergenekon örgütünün bu faaliyetleri gerçekleştirebilir olduğu, örgütün amacının TSK mensubu ve sivil şahısları kullanarak, Atatürk adını, ilke ve inkılaplarını maskeleme yaparak illegal kazanç, gizli istihbarat, legal ve illegal faaliyetler, naylon terör örgütü kurmak, naylon şirketler oluşturma, suikast ve propaganda gibi yöntemler vasıtasıyla bir örgütlenme oluşturup, gizlilik prensipleri altında Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm devlet kademelerini ele geçirip, örgütün amaçları doğrultusunda bir devlet yapısı kurmak olduğu.."

Gazete ve TV planları

Güney'in ofisinde bulunan başka bir belgedeyse Ulusal Kanal ve Cumhuriyet gazetesinin ortak bir anonim şirket adı altında birleştirilmesi öngörülüyor. Bu belgede, "Bu şirketin yönetim kurulu başkanlığını ve yönetim kurulu üyeliğine getirilecek kişiler önemlidir ve özenli bir seçim yapılmalıdır yazıyor". 'MİT, Medya ve Ajan Gazeteciler' başlıklı 40 sayfalık bir rapordaysa bazı gazetecilerin isimleri sıralanarak, CIA ve MİT gibi çeşitli istihbarat örgütleri adına çalıştıkları öne sürülüyor.

Güney'in arşivinin diğer başlıkları şöyle:

"Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma, Lobi Çok Gizli, Birleşik Komün Girişim, Octobus (State Organized Crime) Mafia, Masonik Bildenberg çetesi, Türkiye'yi Türksüzleştirme Operasyonu, Alevi Dernek Vakıf Kurma Çalışmalarının Amaç ve Sonuçları, Kürdistan Nasıl Kurulacak, Gizli Uluslararası İnsan Kaçakçılığı Raporu, Yeni Milis, Kuvayı Milliye Cephesi, İşçi Partisi'nin Türk ve Kürdü Birlikte Örgütleme Tasarım Analiz, Şirket Gizli Gerçekler Gözlem ve Analiz..."

2- Veli Küçük'ün derin arşivinde yok yok

Operasyonda Küçük'ün evinden çıkan belgelerin birçoğu Güney'inkilerle aynıydı. Bazılarıysa büyük benzerlik taşıyordu. 'Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi', 'Şirket Gizli Gerçekler Gözlem Analiz' raporu, ulusal medya oluşturma planlarının yer aldığı 'Televizyon Analiz Yönetim ve Geliştirme Projesi /Türkiye'de Televizyon Yaşlılar için çok Yeni Gençler İçin Çok Eskidir' başlıklı 39 sayfalık doküman, MİT'in tarihsel süreç içinde işlevini yitirdiğini öne süren 'Casusluk Mesleği' yazılı evrak, ulusal güç birliğinin kurulması, ulusal gençlik hareketinin oluşturulması ve örgütlenmesine dair 'Kemalist Model Ulusal Gençlik Hareketi Dinamik Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Cephesi Araştırma Gözlem Analiz' başlıklı rapor, yeni mafya örgütlenmesi, Ergenekon için lobi çalışmaları yürütülmesi ve bu kapsamda özel güvenlik şirketlerinin kurulması gerektiği şeklindeki dokümanlarla Güney'inkilerle benzer.

Bunun dışında Güney'in gözaltına alındığı operasyonu yapan dönemin Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'la ilgili mali, ailevi ve diğer konularda detaylı bilgi notu, Doğu Perinçek tarafından yazılan 'Arzederim' diye biten faksla gönderilmiş bilgi notları, Uğur Mumcu'nun İsrail ajanları tarafından öldürüldüğü iddiasının yer aldığı MİT belgesi bulundu. Küçük'ün evinde bulunan belgelerden biri Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek hakkında dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır tarafından verilen 2001 yılına ait siciliydi. Küçük'ün Gayrettepe'deki evinde ayrıca doktorlar Ayhan Sandal ve orhan Fevzi Gümrükçüoğlu hakkında açılan bir davanın iddianame ve kararı bulundu. Sandal ve Gümrükçüoğlu bir operasyonda gözaltına alınan işadamı Mustafa Albayrak'a 'sahte işkence raporu' vermekten yargılanmıştı. 'Jandarma Kurmay Albay Yahya Şahin'e yapılan komplo ve komploya katılan kişiler' diye başlayan bir dosya da vardı.

 

3- İşçi Partisi'nden tartışılan krokiler...

Ergenekon Operasyonu'nda İşçi Partisi (İP), Ulusal Kanal ve Aydınlık Dergisi'nde aramalar yapıldı.

İP genel merkezindeki dördüncü katın arşiv haline getirildiği öne sürüldü. Partinin kurumsal arşivinin yanısıra de MİT, TSK, Emniyet, Milli Eğitim, yargı ve üniversite görevlileri hakkında çeşitli bilgilerin olduğu bilgi notları da olduğu iddia edildi. Bilgi notlarından bazıları haberleştirilmişti. İddialara göre İP Genel Merkezi'ndeki arşivde Yargıtay üyeleri hakkında fişler tutulmuştu. Belgede, AKP'ye yönelik kapatma davasına ilişkin dosya, kapatma davasının iddianamesini hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın babası, Ergenekon Operasyonu'nda gözaltına alınıp serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk'un verdiği bir yemeğe ilişkin notlar da bulunduğu öne sürüldü. İP Genel Merkezi'nde ele geçirildiği öne sürülen belgelerden ikisi çok daha önemliydi. Bazı gazetelerde yer alan iddialara göre, İP'te bir CD'nin içinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na ait ayrıntılı kroki vardı. Haberlere göre çok ayrıntılı hazırlanan krokide yakalanmadan binaya giriş ve çıkışlar gösteriliyordu. Başka bir CD'de de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, Kara Kuvvetleri Komutanı olarak 2005 Şubat'ında Balıkesir' e yaptığı ziyaretin koruma planının bulunduğu öne sürüldü. Ayrıca ele geçirilen diğer CD'lerde de 1987, 1988 ve 1989 yıllarına ait, Van'ın Gürpınar ve Başkale sınırını gösteren '21. Sınır Komutanlığı' nın Kış Tertiplemesi' başlığı altındaki haritanın da olduğu iddia edildi. Perinçek'in evinin basılmasından sonra eşi Şule Perinçek, evdeki 15 bine yakın dosya ve kitabın teker teker incelendiğini söylemişti. İP yetkilileri ise ele geçirilen belgelerle ilgili savunmalar yaptı. Kapatma davasının iddianamesinin açıklandıktan sonra özetlendiği, Yargıtay krokisinin İP'te bulunmadığını ifade ettiler.

 

Ergenekon'un kilit ismi, haham oldu

Ergenekon Operasyonu'nun kilit ismi Tuncay Güney'in, gazetecilikten Jandarma İstihbarat Timi (JİT) dolandırıcılığına, İslamcı bir kanalda program yapmaktan sinagogda çalışmaya uzanan öyküsü, şaşırtıyor. Yedi yıl önce polise, Umut Bağbek ve Süleyman Gürleyen adlı iki kişiden bir şikâyet ulaştı. Şikâyete göre, kendisini JİTEM elemanı diye tanıtan Tuncal Güney adlı kişi tarafından dolandırılmışlardı. Polis, 'JİTEM' adını duyunca harekete geçti ve savcılık kararıyla Güney'in Taksim'de bürosuna operasyon yapıldı. Polisin karşısına, daha önce Samanyolu TV'de programcılık, Akşam gazetesinde muhabirlik ve Strateji dergisinde yöneticilik yapmış bir 'gazeteci' çıktı. Bürosundaki aramada, Ergenekon'a ilişkin dokümanlar bulundu. Güney, Organize Suçlar Şubesi'nde sorgulandı. Daha sonra, 'işkence altında alındığını savunduğu' üç saatlik sorgu kaydında Ergenekon'nun ilk ipuçlarını açıkladı.

İddialara ilişkin soruşturma başlatılmazken, Güney aynı yıl 10 yıllık vizeyle ABD'ye gitti. İddiaya göre, CIA denetimindeki 'New York Institutes' adlı web sitesinin yöneticisi oldu. Şu an 36 yaşında olan Güney, Kanada'nın Toronto kentinde yaşıyor ve bir sinagogda görevli olarak çalışıyor.radikal

Veli Küçük'e 200 soru

ergenekon cetes 

Küçük'ün sorgusunun önemli bir kısmı, kendisinin ve diğer sanıkların evindeki dokümanlara dairdi. Polis dokümanları tek tek okuyup, anlamını ve nasıl bulduğunu sordu, ana yanıt: Hatırlamıyorum...

Veli Küçük'e hem 12 Eylül öncesi hem de sonrası bir dizi suçun faili Alaattin Çakıcı, Susurluk'ta ölen Abdullah Çatlı, Susurluk'ta da gündeme gelen 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ve İP lideri Doğu Perinçek de (soldan sağa) soruldu.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün sorgusunun önemli bir kısmını kendisinin, Tuncay Güney'in ve emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk'ün evinden çıkan Ergenekon dokümanlarıyla ilgili sorular oluşturdu. Polis dokümanları tek tek okuyarak Veli Küçük'e ne anlama geldiğini ve nasıl eline geçtiğini sordu. Sorular ve bazılarına Küçük'ün verdiği yanıtlar şöyle:

Ergenekon üyesi değilim: Ergenekon isimli gizli bir örgütlenmenin olduğu, örgütün beş daire komutanlığı, iki daire başkanlığından oluştuğu, sadece Ergenekon başkanı tarafından bilinen 'Operasyon Dairesi Komutanlığı' altında bir yapılanmanın olduğu, amacının devleti ele geçirmek olduğu' yönündeki ifadelerin bulunduğu "21. Yüzyıl'da Kemalist Hareket' başlıklı iki sayfalık dokümanı kim yazdı? Ergenekon'un lideri kim? Ergenekon'a üye misiniz? Küçük'se bu yapılanmanın Tuncay Güney tarafından hazırlanmış olabileceğini söyledi. Ergenekon'a üye olmadığını savundu.

Gazete, TV sorusu: 'Cumhuriyet Gazetesi ile Ulusal TV'nin hisselerini elinde bulunduracak olan yeni bir anonim şirket kurulmalıdır' denilen doküman ne amaçla yazıldı, neden elinizde bulunduruyorsunuz? Küçük, dokümanın (Doğu Perinçek'in oğlu) Mehmet Perinçek tarafından verilmiş olabileceğini, ilgilenmediği için üzerinde düşünmediğini söyledi.

Klasik yanıt: 'MİT ve Medya Ajan Gazeteciler' dokümanı neden hazırlandı, neden evinizde bulunduruyorsunuz? Bu soruya 'Hatırlamıyorum' yanıtını verdi.

Postayla geldi: Evinizde bulunan 'Fabrikatör', 'Örtülü faaliyetler', 'Reaksiyon', 'Biyografi', 'Arenadaki sanat gladio sanatçılar', 'Şirket ve köstebek', 'Ermeni sorunu kilise devleti', 'Fundamentalist terör', 'Kanal 6 Analiz' başlıklı dokümanlar kim tarafından, neden hazırlandı? Küçük, bunların bir kısmını Tuncay Güney'in vermiş olabileceğini, bazılarının konferanslarda verildiğini, bazılarının postayla geldiğini söyledi.

Lümpen gençlik: 'Kemalist Model Ulusal Gençlik Hareketi Dinamik Ulusal Güç Birliği ve Kuvayı Milliye Cephesi' raporundaki lümpen gençlik ne tarz insanlardan oluşuyor, bunların örgütlenmesinde yapılan faaliyetler nedir, bu kapsamda eylem yapıldı mı? Bilgisi olmadığını söyledi.

Yeni bir mafya örgütü

Genelkurmay denetiminde mafia: Octobus (State Organized Crime) Mafia' isimli dokümanda yazılı '.. öncelikle yapılması gereken bir zamanlar Pentagon'un yaptığı gibi Genelkurmay'ın denetiminde yepyeni bir mafia örgütlenmesinin gerçekleştirilmesidir' ifadeleri, teorisyenin kim olduğu soruldu. Küçük, dokümanın bir konferansta kendisine verildiğini sandığını belirtip, içeriğini okumadığını söyledi.

Yine bilmiyorum: Tuncay Güney'den elde edilen 'Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma', 'Lobi Çok Gizli', 'Birleşik Komün Girişim' gibi belgeler kim tarafından yazıldı? Herhangi birime sunulmakta mıdır? Küçük bilgisinin olmadığını söyledi.

Suikast notları: Evdeki aramalarda bulunan İstanbul'daki bir toplantıda Veli Küçük, Sedat Peker gibi isimlere suikast yapılacağı yönünde tutulan bilgi notu, çeşitli yerlerde görevli askerlerden gelen 'Sayın paşam arz ederim' başlıklı istihbari bilgi notları, bazı kişilerin PKK'lı olduğuna dair mektup, Ramazan Akyürek'in 2001 yılına ait sicil raporları, Muammer Karabulut 'Milli Güç Platformu Sözcüsü' imzalı bildiri, 1'den 94'e kadar numaralandırılmış çekler ve bunlara iliştirilmiş notlar ele geçirildi. Küçük'e tek tek sorularla bu notlar ve adı geçen kişileri tanıyıp tanımadığı soruldu. Küçük kendisine çeşitli zamanlarda bu tür mektup ve notların geldiğini ancak hepsini incelemediğini söyledi.

'Akyürek'i severim': Evinde sicil raporu bulunan 'Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'i tanıyor musunuz?' sorusuna Veli Küçük şöyle yanıt verdi: "Ramazan Akyürek benim sevdiğim bir meslektaşımdır... Fotokopisini getirdiler. Ben de dosyaya koymuşum.

'Faksla geldi': Atabeyler'le ilgili bilgilerin bulunduğu dokümanı kim, ne amaçla yazdı? Küçük, söz konusu mesajın şirketin faksına gönderildiğini söyledi.

Behiç Aşçı notu: Ajandasındaki avukat Behiç Aşçı'nın ölüm orucunu bitirmesiyle ilgili not soruldu. Küçük, Aşçı'nın ölmesi halinde örgütün eylem yapacağının söylenmesi üzerine not aldığını söyledi. 'Sedat'ın dosyası Yargıtay 6. Dairede', 'Ziya Bandırmalıoğlu duruşması' gibi notları konuşmalar sırasında aldığını söyledi.

Diğer sanıklarla ilişki: Küçük'e gazeteciler Vedat Yenerer, Güler Kömürcü, Ortodoks Kilisesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol'le telefon görüşmeleri soruldu. Küçük, günlük konular hakkında görüştüğünü söyledi.

Dink ifadesi: Avukat Kemal Kerinçsiz'le yaptıkları bir görüşme sorulunca, Dink'in öldürülmesiyle ilgili şikâyetle ilgili ifade vermesi gerektiğini konuştuklarını söyledi.

Susturucu ihtiyaç: Bir ajandadaki 'Susturuculu tabanca lazım, uzaktan kumandalı patlayıcı lazım, illegal faaliyetlerde kullanılan orjinal malzemeye ihtiyaç var' gibi notlar soruldu. Van İl Jandarma Komutanlığı döneminde not almış olabileceğini belirtti.

MİT belgesi: Evinde ele geçirilen 2 Şubat 1993 tarihli MİT tarafından Başbakanlığa hitaben yazılmış resmi belge ele geçirildi. Uğur Mumcu'yu CIA denetimindeki İsrail 'GANDA' birliklerinde eğitim gören altı kişilik bir timin öldürdüğünün anlatıldığı belgeyi hangi amaçlarla edindiği soruldu. Kocaeli Jandarma Komutanı olduğu dönemde, bölgesiyle ilgili olabileceği için kişiye özel gönderildiğini söyledi.

Uyuşturucu sorusu: Güney'in 'Hoştan'ın Veli Küçük ve JİTEM'in yaptığı uyuşturucu trafiğinde yer aldığı' yönündeki ifadesi soruldu. Bu ifadeleri Küçük, 'hayal mahsulü' diyerek cevapladı. Hoştan'la yaptığı diğer konuşmalar hatırlatılarak, 'Hoştan'ın en küçük bir mağduriyet ya da problemde derhal sizi aradığı, sizin de yardımcı olmaya çalıştığınız görülmektedir' denildi. Türk cumhuriyetlerindeki çevresinden istifade etmek için aramış olabileceğini söyledi.

Sabancı suikastı: Tuncay Güney'in Özdemir Sabancı suikastının imha edilmesi gerekip imha edilmeyen uyuşturucudan kaynaklandığı iddiası soruldu. Cinayeti Çatlı'nın azmettirdiği, Küçük'ün 'Yanlış yapıyorlar" diyerek tepki gösterdiği yönündeki iddialarla ilgili Küçük, "Hayal mahsulü" dedi.

'Emrettiğiniz yapılanma': Evindeki bir dosyada "Hatay ve İskenderun'da emrettiğiniz yapılanmanın ve organize milli refleks oluşturma çabalarımıza sessiz ve dikkatli şekilde devam edriyoruz" yazıyor. Küçük, görev gereği tanıdığı İskenderun'daki bir kişiden dosyanın geldiğini söyledi.

Çiftçi sorusu: Küçük'e Ergenekon'un öldürttüğü öne sürülen İzmirli İşadamı İbrahim Çiftçi'yi tanıyıp tanımadığı soruldu. Önce Çiftçi'yi tanımadığını söyleyen Küçük, ifadesinin devamında arkadaşlarının arkadaşı olarak tanıdığını anlattı.

Her taşın altından çıkan adam

Veli Küçük ismi yıllar boyunca derin devlet-mafya-siyaset üçgeninin ortasında anıldı. Susurluk Skandalı'nda adları geçen hemen herkesin ortak noktalarından biri, onunla bağlantılı olmalarıydı. Daha sonra 'Yeşil' kod adıyla bilinen JİTEM tetikçisi Mahmut Yıldırım'ın kullandığı telefonun onun üstüne kayıtlı olduğu ortaya çıktı. Susurluk Kazası'nda ölen Abdullah Çatlı ile son telefon görüşmelerinden birini yaptığı da savcılık incelemeleri sırasında belirlendi. Ayrıca Küçük'ün, hepsi de Susurluk Skandalı'nda adları geçen Sami Hoştan, Ömer Lütfi Topal, Haluk Kırcı gibi pek çok kişiyle telefon konuşmaları yaptığı öne sürülmüştü.

Adapazarı-İzmit-Sapanca üçgeni

Ancak Küçük ne TBMM Susurluk Komisyonu'na gitti, ne de skandalla ilgili olarak hakkında adli bir soruşturma açılabildi. Ancak savcılığın yaptığı suç duyurusu üzerine iddiaları araştırmak üzere üç generalden oluşan bir komisyon kuruldu. Onlar da herhangi bir suç unsuruna rastlamadı.

Küçük, Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanı olduğu sırada 'Adapazarı-İzmit-Sapanca' üçgenindeki Kürt işadamlarına yönelik suikastlar meydana gelmişti.

1993 yılında Emekli Binbaşı Cem Ersever'in öldürülmesinin şüphelisi ise Veli Küçük'ün adamı olduğu söylenen 'Yeşil' yani Mahmut Yıldırım'dı. Yıllar sonra karanlık bağlantıları ortaya çıktı. Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan'ın Veli Küçük ile çekilmiş fotğrafları bulundu. Küçük bunları 'foto-montaj' diyerek açıkladı. Avukatı Erdal Doğan da Hrant Dink'in, öldürülmeden önce TCK 301. maddeden yargılandığı duruşmalarına Veli Küçük'ün gelmesiyle çok tedirgin olduğunu anlatmıştı. Ama o hiç konuşmadı, ta ki Ergenekon Operasyonu'nda gözaltına alınana kadar...

Kızılelma koalisyonu aklına esmiş, kurulmuş

Veli Küçük'ün ifadelerinin bir kısmını İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile ilgili sorular oluşturdu. Küçük'ün evinde bulunan ve Perinçek tarafından gönderilen fakslar 'arz ederim' diye bitiyordu. Polisin 'Arz ederim' ifadesinin hiyerarşik bir yapıyı gösterip göstermediği sorusuna Küçük'ün yanıtı "Kullanmış olduğu ifadeler tamamen kendi tarzıdır" oldu. Küçük başka kişilerin 'arz ederim'li faksları sorulunca da aynı yanıtı verdi.

İfadelerde bir başka ilginç bölümse Kızılelma Koaliasyonu'yla ilgili. Polis, önce Perinçek'i nereden tanıdığını sordu: "Hatırlamadığım bir yerde karşılaştım. Ulusal Kanal'da röportaj yapma teklifinde bulundu... Kabul etmedim. Bir telefonda oğlunun Rus filolojisinden mezun olduğunu, Lenin Üniversitesi'nde araştırma yapacağını söyledi. Görüştük." Küçük bu ifadesinden sonra sorulmadan Kızılelma Koalisyonu'nun ortayı çıkışını anlattı: "Türk milliyetçiliğinden bahsetti. Ben de kendisine '30 Ağustos'ta Ülkü Ocakları ile beraber Taksim Meydanı'na niye çelenk koymuyorsunuz?' diye söyledim. Pek beklemiyordum ancak olayı çok sıcak karşıladı. Hoşuma gitti. Bilahare İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı tanıdığım Levent Temiz'i çağırarak aynı teklifi ona söyledim ve bir araya getirdim. Bu olay dahi basında gereksiz spekülasyonlarla Kızılelma İttifakı yönünde yorumlar yapıldı."

İstihbarata arka bahçe: Ergenekon Güvenlik

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'e Ergenekon yapılanmasıyla ilgili dokümanlarda görülerek sorulan sorulardan biri ilginçti. Tuncay Güney'in de evinde bulunan 'Lobi' kodlu 'Birleşik Kömün Girişim' başlıklı evrakta Ergenekon'un güvenlik şirketi ve protokol-halkla ilişkiler şirketi kurması öneriliyor. 'Uluslararası Özel Güvenlik AŞ.' başlığında "21. Yüzyılda giderek artış gösterecek olan terör ve MAFİA (yasadışı organize suç örgütleri) grupları, ülkelerin en önemli sorunları arasında yer alacaktır. Bilinen bir gerçektir ki özel güvenlik şirketleri istihbarat birimlerinin arka bahçesi olacaktır. Güvenlik şirketinin yönetim kurulu başkanlığına, istihbarat birimlerinde uzmanlaşmış emekli bir albay getirilecektir. Şirket bünyesinde yer alacak tüm personelin subay kadrolarından oluşturulması uygun görülmüş-tür" kısmının altı çizilmiş ve yanına el yazısıyla "Veli Kü.." yazılmıştı. Bu doküman sorulduğunda Veli Küçük şu yanıtı verdi: "Bahsettiğiniz Veli Kü... nün ben olup olmadığını ve kim tarafından yazıldığını da bilmiyorum. Emekli bir albayın bu oluşumun başına getirileceği şeklinde bir değerlendirme var. Ancak o tarihte ben generaldim. " Ancak Küçük emekli olduktan sonra eski İstanbul Valisi Erol Çakır ve eski Narkotik Şube Müdürü Nihat Kubuş ile Stratejik Güvenlik Koruma ve Eğitim adlı bir şirket kurmuştu. Hâlâ ortağı olduğu şirketin bir şubesi de Dink suikastı sonrası çok tartışılan Trabzon'daydı. Küçük, şirketin içinde neden emniyet birimlerinde görev yapan kişilerin olduğu, nasıl istihbarat toplandığı sorularına "Fikrim yok" dedi.

Susurluk sanığı şirketinde

Ayrıca ifadelerden Susurluk sanıklarından eski polis Ziya Bandırmalıoğlu'nun da Küçük'ün özel güvenlik şirketinde çalıştığı anlaşılıyor. Küçük, "Benim hemşerimdir. Bizim şirketimizde güvenlik projeleriyle ilgilenir. Yine böyle bir proje almamız söz konusu olduğu için görevlendirmiştik" diyor.

MHP içinde de derin harekat yapılmış

Polis sorgusunda Veli Küçük'ün MHP'nin içinde bir oluşuma gittiği de anlaşılıyor. Polis bu konudaki sorusuna Sedat Peker ile Veli Küçük'ün dinlemeye takılan bir konuşmasını okuyarak başladı. Konuşma kaydında Veli Küçük, MHPiçinde Ümit Özdağ'ı desteklemesi için aralarında bugün milletvekili olan siyasiler ve gazetecilerinde de bulunduğu kişilerle görüştüğünü anlatıyor. "Yeni bir oluşum yaptık" diyor.

Bu oluşum konusundaki sorulara Veli Küçük şu yanıtı verdi: "Ümit Özdağ siyasi arenada bir yerlere gitirmeye çalışıyorduk. Yani Özdağ'ın MHP içinde belirgin etkinliğe girmesini arzu etmiştim... Bu konuyu görüşmede ismi geçen tüm gazetecilerle görüştüm. Görüşmede bahsettiğim oluşum Özdağ'ın MHP içinde bir yere getirilmesi içindi. Bu benim siyasi tercihimdir. Sedat Peker'in bir desteği olmadı." Küçük, "MHP yönetiminin değişmesini neden istediniz?" sorusuna, "İlgilenmemin tek nedeni Özdağ'ın da yönetime girmesi arzusunda olmamdı" yanıtını verdi. Özdağ Bahçeli'ye karşı MHP Genel Başkanlığı'na aday olacağını açıklamış, ancak partiden ihraç edilmişti.

Susurluk konusunda 'yanıt yok'

3 Kasım 1996'da meydana gelen Susurluk Kazası'ndan sonra emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün adı pek çok kez gündeme geldi. 'Yeşil', Abdullah Çatlı, Alaattin Çakıcı, Ömer Lütfi Topal, Sedat Peker'le ilişkisi tespit edildi. Ancak 12 yıl boyunca sorulara yanıt vermeyen Küçük, ne çağrıldığı TBMM Susurluk Komisyonu'na gitti, ne de hakkında adli soruşturma açılabildi. Küçük, Ergenekon Operasyonu'nda gözaltına alındığında yıllardır yanıtlamadığı soruların sorulma zamanıydı. Sorular ve genellikle kısa olan yanıtları şöyleydi:

Abdullah Çatlı'yı tanır mısınız?

İsmen tanıyorum. Hiç beraberliğimiz ve diyaloğumuz olmadı.

Alaattin Çakıcı'yı tanır mısınız?

Tanımıyorum, ilişkimiz de olmadı.

Ali Yasak'ı tanıyor musunuz?

Tanıyorum. Bu şahısla iki kez karşılaştım.

Sami Hoştan isimli şahsı tanıyor musunuz?

Tanırım, 1983'te Edirne İl Jandarma Komutanı iken arkadaşımın vesilesiyle tanıştım. Edirne kritik bölge olduğu için istihbarat elde edebileceğimi düşündüm Topal ile ortak olduğunu öğrenince uzak durdum. Üç kez telefonla görüştüm. Onun dışında yakın birlikteliğimiz olmadı. Kumar işi yaptığını biliyorum, uyuşturucu işinin içinde olduğunu bilmiyorum.

Mahmut Yıldırım'ı tanır mısınız?

Hiç görmedim, tanımıyorum. Ne Van ne de Ağrı Alay Komutanı iken irtibatım olmadı.

Susurluk davası olarak bilinen olayla bir bağlantınız var mı?

Susurluk olayı içinde değilim. Ancak o olayda bulunan Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ, Sedat Bucak'ı yakinen tanırım. Olayı bana Sami Hoştan telefonla bildirdi. Balıkesir Emniyet Müdürü Nihat Camadan'ı aradım... Mehmet Özbay isimli kişinin Çatlı olabileceğini söyledim. Mehmet Özbay'ın Çatlı olduğu daha önce Doğu Perinçek tarafından açıklanmıştı... Camadan'a Bucak'ı mümkün olduğu kadar yakın bir hastaneye kaldırmasını söyledim. Benim Susurluk'taki kazayla ilgim ve alakam bu kadardır.

Ali Balkan Mete'yi (Susurluk raporunda adı geçen eski Habur Gümrük Müdürü) tanıyor musunuz?

Tanıyorum. Bu kişi gümrükte görevlidir. 1987 yılında Edirne'den ayrıldıktan sonra bir daha kendisini görmedim. radikal

Perinçek'i yakan 'Haham' konuştu!

 

Bana yaptıkları işkenceyi yapsınlar konuşur

Türkiye’yi sarsan Ergenekon Soruşturmasının ilk sinyalini veren Tuncay Güney Fatih Altaylı'ya konuştu. Güney, Ergenekon Operasyonları'nın başlamasına neden olan ve 2001 yılında kendi evinden çıkan belgeler ve son gözaltılar ile ilgili ilginç iddialarda bulundu.

BELGELER BENİM EVİMDEN ÇIKTI

Kanda'nın Toronto kentinde yaşayan Tuncay Güney, operasyonların başlamasına neden olduğu iddia edilen belgelerin kendi evinden çıktığını kabul etti. Güney, "Benim 6 çuvallık arşivimde Türkiye'nin önemli olaylarını aydınlatacak belgeler mevcut. Ancak, gazetelerde yayınlanan haberlerde bu belgelerde yer alan bilgilerden hiç bahsedilmiyor. Sadece bilgi kirliliği yaratılıyor." şeklinde konuştu. Güney, "Doğu abi bu konuları benden çok daha iyi biliyor. Ben bu konuların üzerine gidince, 'Bu konuların üzerine gitme, araştırmalarını durdur' demiştir" dedi.

"DOĞU ABİ BUNLARI BENDEN İYİ BİLİR"

Tuncay Güney, Doğu Perinçek'i 94-95 yıllarından beri tanıdığını, ancak Aydınlık dergisinde kendisine karşı bir karalama kampanyası başlatıldığını öne sürdü. Güney, bu saldırıların nedenini de 'hedef saptırma' olarak değerlendirdi ve "Doğu Bey yine dostlarını sattı" dedi.

"BANA YAPTIKLARI İŞKENCEYİ DOĞU BEY'E YAPSINLAR"

Güney, gözaltında 9 gün sorgulandığını ve işkence gördüğünü öne sürerek; "Bana yaptıkları işkenceleri Doğu Bey'e yaparlarsa daha çok bilgiye ulaşabilirler." şeklinde konuştu.

VELİ KÜÇÜK 1 VEYA 2 NUMARA DEĞİL

Tuncay Küçük, Ergenekon ile ilgili arşivinde bulunan belgelerde edindiği bilgilere göre, yapılanmanın yurt içinde ve yurt dışında yaygın şekilde örgütlendiğini öne sürdü. Güney, "Gözaltına alınanlar içinde '1 numara' veya '2 numara' yok. Bu isim Veli Küçük değildir. Ben '1 numara'yı bilmiyorum. Bilsem de konuşmam" şeklinde konuştu.

ÇIRAĞAN SARAYI'NDAKİ YEMEK

Güney, Cumhuriyet'in satışı ile ilgili Çırağan Sarayı'nda iki kez toplantı yapıldığını, Cumhuriyet'in satışı için Veli Küçük, Ferit İlsever ve Gürbüz Çapan'ın görüştüğünü, bu görüşmeyi de işadamı Kemal Özden'in finanse ettiğini iddia etti.

STV'DE PROGRAM YAPARKEN DE MÜSLÜMAN DEĞİLDİM

Tuncay Güney, Kanada'da bir sinagogda din görevlisi olduğunu kabul etti. Güney, Samanyolu televizyonunda program yaptığı dönemde de Müslüman olmadığını, bunu o dönem televizyonun yöneticiliğini yapanların da bildiğini öne sürdü. vatan

Web Stats