Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberin varmı ?

9 tane "yargı" etiketli yazı bulundu "yargı" tagli diger ogeler resimler , videolar

AK Parti'ye kapatma davası kabul edildi

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Alifeyyaz Paksüt, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca sunulan iddianamenin kabulüne karar verildiğini bildirdi.

Anayasa Mahkemesi heyeti, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davayla ilgili iddianamenin ön incelemesini yapmak üzere toplandı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve üyeler, saat 10.00'da toplantı salonuna geçtiler. Heyet, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davada, iddianamenin ön incelemesini tamamladı. İnceleme sonucunda mahkeme iddianameyi kabul etti.

İddianame ön savunmasını yapması için AK Parti'ye gönderilecek. AK Parti yasal olarak 1 ay içinde ön savunmasını verecek. Ek süre talebinde bulunulursa bunu da Anayasa Mahkemesi değerlendirecek.

 

SORU ALMADI

 

Başkanvekili Paksüt, açıklamanın ardından soru almayacaklarını belirterek, ''Soru veya yorum yapılmamasını özellikle rica ediyorum'' diye konuştu.

 

İLK TEPKİLER

 

CHP'de Onur Öymen, "Yargıya saygı duymalıyız..." derken, MHP'li Cihan Paçacı ise "Esas olan Yargıtay cumhuriyet başsavcısının müracaatıdır. Bundan sonraki bölüm hukuki prosedürden ibarettir. Red edilse bile tamamlanarak yüce mahkemeye verilecekti zaten. Yüce mahkeme kararını verecektir ve bu karara herkes saygı duymalıdır." dedi.  

 

1 AY İÇİNDE ÖN SAVUNMA

 

Bu aşamadan sonra ön savunmasını yapması için iddianame AK Parti'ye gönderilecek. AK Parti yasal olarak 1 ay içinde ön savunmasını verecek. Ek süre talebinde bulunulursa bunu da Anayasa Mahkemesi değerlendirecek.

 

Ön savunmanın Anayasa Mahkemesine verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünü bildirecek.

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki görüşü AK Parti'ye gönderilecek. Daha sonra belirlenecek bir tarihte Yalçınkaya sözlü açıklama; AK Parti yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

 

ESAS HAKKINDAKİ RAPOR HAZIRLANACAK

 

Bütün bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, gerekse davalı AK Parti ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

 

Raporun, Anayasa Mahkemesinin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bir toplantı günü belirleyecek. Üyeler, belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacaklar.

 

AK Parti hakkındaki kapatma davasını, 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak. Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması halinde 4 yedek üyeden en kıdemlileri heyete katılacak.

 

11 OYUN 7'Sİ YETERLİ OLACAK

 

Anayasa'ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesinin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekecek.

 

Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 69. maddesine göre, temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma kararı da verebilecek. ajanslar

Veli Küçük'e 200 soru

ergenekon cetes 

Küçük'ün sorgusunun önemli bir kısmı, kendisinin ve diğer sanıkların evindeki dokümanlara dairdi. Polis dokümanları tek tek okuyup, anlamını ve nasıl bulduğunu sordu, ana yanıt: Hatırlamıyorum...

Veli Küçük'e hem 12 Eylül öncesi hem de sonrası bir dizi suçun faili Alaattin Çakıcı, Susurluk'ta ölen Abdullah Çatlı, Susurluk'ta da gündeme gelen 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ve İP lideri Doğu Perinçek de (soldan sağa) soruldu.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün sorgusunun önemli bir kısmını kendisinin, Tuncay Güney'in ve emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk'ün evinden çıkan Ergenekon dokümanlarıyla ilgili sorular oluşturdu. Polis dokümanları tek tek okuyarak Veli Küçük'e ne anlama geldiğini ve nasıl eline geçtiğini sordu. Sorular ve bazılarına Küçük'ün verdiği yanıtlar şöyle:

Ergenekon üyesi değilim: Ergenekon isimli gizli bir örgütlenmenin olduğu, örgütün beş daire komutanlığı, iki daire başkanlığından oluştuğu, sadece Ergenekon başkanı tarafından bilinen 'Operasyon Dairesi Komutanlığı' altında bir yapılanmanın olduğu, amacının devleti ele geçirmek olduğu' yönündeki ifadelerin bulunduğu "21. Yüzyıl'da Kemalist Hareket' başlıklı iki sayfalık dokümanı kim yazdı? Ergenekon'un lideri kim? Ergenekon'a üye misiniz? Küçük'se bu yapılanmanın Tuncay Güney tarafından hazırlanmış olabileceğini söyledi. Ergenekon'a üye olmadığını savundu.

Gazete, TV sorusu: 'Cumhuriyet Gazetesi ile Ulusal TV'nin hisselerini elinde bulunduracak olan yeni bir anonim şirket kurulmalıdır' denilen doküman ne amaçla yazıldı, neden elinizde bulunduruyorsunuz? Küçük, dokümanın (Doğu Perinçek'in oğlu) Mehmet Perinçek tarafından verilmiş olabileceğini, ilgilenmediği için üzerinde düşünmediğini söyledi.

Klasik yanıt: 'MİT ve Medya Ajan Gazeteciler' dokümanı neden hazırlandı, neden evinizde bulunduruyorsunuz? Bu soruya 'Hatırlamıyorum' yanıtını verdi.

Postayla geldi: Evinizde bulunan 'Fabrikatör', 'Örtülü faaliyetler', 'Reaksiyon', 'Biyografi', 'Arenadaki sanat gladio sanatçılar', 'Şirket ve köstebek', 'Ermeni sorunu kilise devleti', 'Fundamentalist terör', 'Kanal 6 Analiz' başlıklı dokümanlar kim tarafından, neden hazırlandı? Küçük, bunların bir kısmını Tuncay Güney'in vermiş olabileceğini, bazılarının konferanslarda verildiğini, bazılarının postayla geldiğini söyledi.

Lümpen gençlik: 'Kemalist Model Ulusal Gençlik Hareketi Dinamik Ulusal Güç Birliği ve Kuvayı Milliye Cephesi' raporundaki lümpen gençlik ne tarz insanlardan oluşuyor, bunların örgütlenmesinde yapılan faaliyetler nedir, bu kapsamda eylem yapıldı mı? Bilgisi olmadığını söyledi.

Yeni bir mafya örgütü

Genelkurmay denetiminde mafia: Octobus (State Organized Crime) Mafia' isimli dokümanda yazılı '.. öncelikle yapılması gereken bir zamanlar Pentagon'un yaptığı gibi Genelkurmay'ın denetiminde yepyeni bir mafia örgütlenmesinin gerçekleştirilmesidir' ifadeleri, teorisyenin kim olduğu soruldu. Küçük, dokümanın bir konferansta kendisine verildiğini sandığını belirtip, içeriğini okumadığını söyledi.

Yine bilmiyorum: Tuncay Güney'den elde edilen 'Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma', 'Lobi Çok Gizli', 'Birleşik Komün Girişim' gibi belgeler kim tarafından yazıldı? Herhangi birime sunulmakta mıdır? Küçük bilgisinin olmadığını söyledi.

Suikast notları: Evdeki aramalarda bulunan İstanbul'daki bir toplantıda Veli Küçük, Sedat Peker gibi isimlere suikast yapılacağı yönünde tutulan bilgi notu, çeşitli yerlerde görevli askerlerden gelen 'Sayın paşam arz ederim' başlıklı istihbari bilgi notları, bazı kişilerin PKK'lı olduğuna dair mektup, Ramazan Akyürek'in 2001 yılına ait sicil raporları, Muammer Karabulut 'Milli Güç Platformu Sözcüsü' imzalı bildiri, 1'den 94'e kadar numaralandırılmış çekler ve bunlara iliştirilmiş notlar ele geçirildi. Küçük'e tek tek sorularla bu notlar ve adı geçen kişileri tanıyıp tanımadığı soruldu. Küçük kendisine çeşitli zamanlarda bu tür mektup ve notların geldiğini ancak hepsini incelemediğini söyledi.

'Akyürek'i severim': Evinde sicil raporu bulunan 'Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'i tanıyor musunuz?' sorusuna Veli Küçük şöyle yanıt verdi: "Ramazan Akyürek benim sevdiğim bir meslektaşımdır... Fotokopisini getirdiler. Ben de dosyaya koymuşum.

'Faksla geldi': Atabeyler'le ilgili bilgilerin bulunduğu dokümanı kim, ne amaçla yazdı? Küçük, söz konusu mesajın şirketin faksına gönderildiğini söyledi.

Behiç Aşçı notu: Ajandasındaki avukat Behiç Aşçı'nın ölüm orucunu bitirmesiyle ilgili not soruldu. Küçük, Aşçı'nın ölmesi halinde örgütün eylem yapacağının söylenmesi üzerine not aldığını söyledi. 'Sedat'ın dosyası Yargıtay 6. Dairede', 'Ziya Bandırmalıoğlu duruşması' gibi notları konuşmalar sırasında aldığını söyledi.

Diğer sanıklarla ilişki: Küçük'e gazeteciler Vedat Yenerer, Güler Kömürcü, Ortodoks Kilisesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol'le telefon görüşmeleri soruldu. Küçük, günlük konular hakkında görüştüğünü söyledi.

Dink ifadesi: Avukat Kemal Kerinçsiz'le yaptıkları bir görüşme sorulunca, Dink'in öldürülmesiyle ilgili şikâyetle ilgili ifade vermesi gerektiğini konuştuklarını söyledi.

Susturucu ihtiyaç: Bir ajandadaki 'Susturuculu tabanca lazım, uzaktan kumandalı patlayıcı lazım, illegal faaliyetlerde kullanılan orjinal malzemeye ihtiyaç var' gibi notlar soruldu. Van İl Jandarma Komutanlığı döneminde not almış olabileceğini belirtti.

MİT belgesi: Evinde ele geçirilen 2 Şubat 1993 tarihli MİT tarafından Başbakanlığa hitaben yazılmış resmi belge ele geçirildi. Uğur Mumcu'yu CIA denetimindeki İsrail 'GANDA' birliklerinde eğitim gören altı kişilik bir timin öldürdüğünün anlatıldığı belgeyi hangi amaçlarla edindiği soruldu. Kocaeli Jandarma Komutanı olduğu dönemde, bölgesiyle ilgili olabileceği için kişiye özel gönderildiğini söyledi.

Uyuşturucu sorusu: Güney'in 'Hoştan'ın Veli Küçük ve JİTEM'in yaptığı uyuşturucu trafiğinde yer aldığı' yönündeki ifadesi soruldu. Bu ifadeleri Küçük, 'hayal mahsulü' diyerek cevapladı. Hoştan'la yaptığı diğer konuşmalar hatırlatılarak, 'Hoştan'ın en küçük bir mağduriyet ya da problemde derhal sizi aradığı, sizin de yardımcı olmaya çalıştığınız görülmektedir' denildi. Türk cumhuriyetlerindeki çevresinden istifade etmek için aramış olabileceğini söyledi.

Sabancı suikastı: Tuncay Güney'in Özdemir Sabancı suikastının imha edilmesi gerekip imha edilmeyen uyuşturucudan kaynaklandığı iddiası soruldu. Cinayeti Çatlı'nın azmettirdiği, Küçük'ün 'Yanlış yapıyorlar" diyerek tepki gösterdiği yönündeki iddialarla ilgili Küçük, "Hayal mahsulü" dedi.

'Emrettiğiniz yapılanma': Evindeki bir dosyada "Hatay ve İskenderun'da emrettiğiniz yapılanmanın ve organize milli refleks oluşturma çabalarımıza sessiz ve dikkatli şekilde devam edriyoruz" yazıyor. Küçük, görev gereği tanıdığı İskenderun'daki bir kişiden dosyanın geldiğini söyledi.

Çiftçi sorusu: Küçük'e Ergenekon'un öldürttüğü öne sürülen İzmirli İşadamı İbrahim Çiftçi'yi tanıyıp tanımadığı soruldu. Önce Çiftçi'yi tanımadığını söyleyen Küçük, ifadesinin devamında arkadaşlarının arkadaşı olarak tanıdığını anlattı.

Her taşın altından çıkan adam

Veli Küçük ismi yıllar boyunca derin devlet-mafya-siyaset üçgeninin ortasında anıldı. Susurluk Skandalı'nda adları geçen hemen herkesin ortak noktalarından biri, onunla bağlantılı olmalarıydı. Daha sonra 'Yeşil' kod adıyla bilinen JİTEM tetikçisi Mahmut Yıldırım'ın kullandığı telefonun onun üstüne kayıtlı olduğu ortaya çıktı. Susurluk Kazası'nda ölen Abdullah Çatlı ile son telefon görüşmelerinden birini yaptığı da savcılık incelemeleri sırasında belirlendi. Ayrıca Küçük'ün, hepsi de Susurluk Skandalı'nda adları geçen Sami Hoştan, Ömer Lütfi Topal, Haluk Kırcı gibi pek çok kişiyle telefon konuşmaları yaptığı öne sürülmüştü.

Adapazarı-İzmit-Sapanca üçgeni

Ancak Küçük ne TBMM Susurluk Komisyonu'na gitti, ne de skandalla ilgili olarak hakkında adli bir soruşturma açılabildi. Ancak savcılığın yaptığı suç duyurusu üzerine iddiaları araştırmak üzere üç generalden oluşan bir komisyon kuruldu. Onlar da herhangi bir suç unsuruna rastlamadı.

Küçük, Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanı olduğu sırada 'Adapazarı-İzmit-Sapanca' üçgenindeki Kürt işadamlarına yönelik suikastlar meydana gelmişti.

1993 yılında Emekli Binbaşı Cem Ersever'in öldürülmesinin şüphelisi ise Veli Küçük'ün adamı olduğu söylenen 'Yeşil' yani Mahmut Yıldırım'dı. Yıllar sonra karanlık bağlantıları ortaya çıktı. Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan'ın Veli Küçük ile çekilmiş fotğrafları bulundu. Küçük bunları 'foto-montaj' diyerek açıkladı. Avukatı Erdal Doğan da Hrant Dink'in, öldürülmeden önce TCK 301. maddeden yargılandığı duruşmalarına Veli Küçük'ün gelmesiyle çok tedirgin olduğunu anlatmıştı. Ama o hiç konuşmadı, ta ki Ergenekon Operasyonu'nda gözaltına alınana kadar...

Kızılelma koalisyonu aklına esmiş, kurulmuş

Veli Küçük'ün ifadelerinin bir kısmını İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile ilgili sorular oluşturdu. Küçük'ün evinde bulunan ve Perinçek tarafından gönderilen fakslar 'arz ederim' diye bitiyordu. Polisin 'Arz ederim' ifadesinin hiyerarşik bir yapıyı gösterip göstermediği sorusuna Küçük'ün yanıtı "Kullanmış olduğu ifadeler tamamen kendi tarzıdır" oldu. Küçük başka kişilerin 'arz ederim'li faksları sorulunca da aynı yanıtı verdi.

İfadelerde bir başka ilginç bölümse Kızılelma Koaliasyonu'yla ilgili. Polis, önce Perinçek'i nereden tanıdığını sordu: "Hatırlamadığım bir yerde karşılaştım. Ulusal Kanal'da röportaj yapma teklifinde bulundu... Kabul etmedim. Bir telefonda oğlunun Rus filolojisinden mezun olduğunu, Lenin Üniversitesi'nde araştırma yapacağını söyledi. Görüştük." Küçük bu ifadesinden sonra sorulmadan Kızılelma Koalisyonu'nun ortayı çıkışını anlattı: "Türk milliyetçiliğinden bahsetti. Ben de kendisine '30 Ağustos'ta Ülkü Ocakları ile beraber Taksim Meydanı'na niye çelenk koymuyorsunuz?' diye söyledim. Pek beklemiyordum ancak olayı çok sıcak karşıladı. Hoşuma gitti. Bilahare İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı tanıdığım Levent Temiz'i çağırarak aynı teklifi ona söyledim ve bir araya getirdim. Bu olay dahi basında gereksiz spekülasyonlarla Kızılelma İttifakı yönünde yorumlar yapıldı."

İstihbarata arka bahçe: Ergenekon Güvenlik

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'e Ergenekon yapılanmasıyla ilgili dokümanlarda görülerek sorulan sorulardan biri ilginçti. Tuncay Güney'in de evinde bulunan 'Lobi' kodlu 'Birleşik Kömün Girişim' başlıklı evrakta Ergenekon'un güvenlik şirketi ve protokol-halkla ilişkiler şirketi kurması öneriliyor. 'Uluslararası Özel Güvenlik AŞ.' başlığında "21. Yüzyılda giderek artış gösterecek olan terör ve MAFİA (yasadışı organize suç örgütleri) grupları, ülkelerin en önemli sorunları arasında yer alacaktır. Bilinen bir gerçektir ki özel güvenlik şirketleri istihbarat birimlerinin arka bahçesi olacaktır. Güvenlik şirketinin yönetim kurulu başkanlığına, istihbarat birimlerinde uzmanlaşmış emekli bir albay getirilecektir. Şirket bünyesinde yer alacak tüm personelin subay kadrolarından oluşturulması uygun görülmüş-tür" kısmının altı çizilmiş ve yanına el yazısıyla "Veli Kü.." yazılmıştı. Bu doküman sorulduğunda Veli Küçük şu yanıtı verdi: "Bahsettiğiniz Veli Kü... nün ben olup olmadığını ve kim tarafından yazıldığını da bilmiyorum. Emekli bir albayın bu oluşumun başına getirileceği şeklinde bir değerlendirme var. Ancak o tarihte ben generaldim. " Ancak Küçük emekli olduktan sonra eski İstanbul Valisi Erol Çakır ve eski Narkotik Şube Müdürü Nihat Kubuş ile Stratejik Güvenlik Koruma ve Eğitim adlı bir şirket kurmuştu. Hâlâ ortağı olduğu şirketin bir şubesi de Dink suikastı sonrası çok tartışılan Trabzon'daydı. Küçük, şirketin içinde neden emniyet birimlerinde görev yapan kişilerin olduğu, nasıl istihbarat toplandığı sorularına "Fikrim yok" dedi.

Susurluk sanığı şirketinde

Ayrıca ifadelerden Susurluk sanıklarından eski polis Ziya Bandırmalıoğlu'nun da Küçük'ün özel güvenlik şirketinde çalıştığı anlaşılıyor. Küçük, "Benim hemşerimdir. Bizim şirketimizde güvenlik projeleriyle ilgilenir. Yine böyle bir proje almamız söz konusu olduğu için görevlendirmiştik" diyor.

MHP içinde de derin harekat yapılmış

Polis sorgusunda Veli Küçük'ün MHP'nin içinde bir oluşuma gittiği de anlaşılıyor. Polis bu konudaki sorusuna Sedat Peker ile Veli Küçük'ün dinlemeye takılan bir konuşmasını okuyarak başladı. Konuşma kaydında Veli Küçük, MHPiçinde Ümit Özdağ'ı desteklemesi için aralarında bugün milletvekili olan siyasiler ve gazetecilerinde de bulunduğu kişilerle görüştüğünü anlatıyor. "Yeni bir oluşum yaptık" diyor.

Bu oluşum konusundaki sorulara Veli Küçük şu yanıtı verdi: "Ümit Özdağ siyasi arenada bir yerlere gitirmeye çalışıyorduk. Yani Özdağ'ın MHP içinde belirgin etkinliğe girmesini arzu etmiştim... Bu konuyu görüşmede ismi geçen tüm gazetecilerle görüştüm. Görüşmede bahsettiğim oluşum Özdağ'ın MHP içinde bir yere getirilmesi içindi. Bu benim siyasi tercihimdir. Sedat Peker'in bir desteği olmadı." Küçük, "MHP yönetiminin değişmesini neden istediniz?" sorusuna, "İlgilenmemin tek nedeni Özdağ'ın da yönetime girmesi arzusunda olmamdı" yanıtını verdi. Özdağ Bahçeli'ye karşı MHP Genel Başkanlığı'na aday olacağını açıklamış, ancak partiden ihraç edilmişti.

Susurluk konusunda 'yanıt yok'

3 Kasım 1996'da meydana gelen Susurluk Kazası'ndan sonra emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün adı pek çok kez gündeme geldi. 'Yeşil', Abdullah Çatlı, Alaattin Çakıcı, Ömer Lütfi Topal, Sedat Peker'le ilişkisi tespit edildi. Ancak 12 yıl boyunca sorulara yanıt vermeyen Küçük, ne çağrıldığı TBMM Susurluk Komisyonu'na gitti, ne de hakkında adli soruşturma açılabildi. Küçük, Ergenekon Operasyonu'nda gözaltına alındığında yıllardır yanıtlamadığı soruların sorulma zamanıydı. Sorular ve genellikle kısa olan yanıtları şöyleydi:

Abdullah Çatlı'yı tanır mısınız?

İsmen tanıyorum. Hiç beraberliğimiz ve diyaloğumuz olmadı.

Alaattin Çakıcı'yı tanır mısınız?

Tanımıyorum, ilişkimiz de olmadı.

Ali Yasak'ı tanıyor musunuz?

Tanıyorum. Bu şahısla iki kez karşılaştım.

Sami Hoştan isimli şahsı tanıyor musunuz?

Tanırım, 1983'te Edirne İl Jandarma Komutanı iken arkadaşımın vesilesiyle tanıştım. Edirne kritik bölge olduğu için istihbarat elde edebileceğimi düşündüm Topal ile ortak olduğunu öğrenince uzak durdum. Üç kez telefonla görüştüm. Onun dışında yakın birlikteliğimiz olmadı. Kumar işi yaptığını biliyorum, uyuşturucu işinin içinde olduğunu bilmiyorum.

Mahmut Yıldırım'ı tanır mısınız?

Hiç görmedim, tanımıyorum. Ne Van ne de Ağrı Alay Komutanı iken irtibatım olmadı.

Susurluk davası olarak bilinen olayla bir bağlantınız var mı?

Susurluk olayı içinde değilim. Ancak o olayda bulunan Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ, Sedat Bucak'ı yakinen tanırım. Olayı bana Sami Hoştan telefonla bildirdi. Balıkesir Emniyet Müdürü Nihat Camadan'ı aradım... Mehmet Özbay isimli kişinin Çatlı olabileceğini söyledim. Mehmet Özbay'ın Çatlı olduğu daha önce Doğu Perinçek tarafından açıklanmıştı... Camadan'a Bucak'ı mümkün olduğu kadar yakın bir hastaneye kaldırmasını söyledim. Benim Susurluk'taki kazayla ilgim ve alakam bu kadardır.

Ali Balkan Mete'yi (Susurluk raporunda adı geçen eski Habur Gümrük Müdürü) tanıyor musunuz?

Tanıyorum. Bu kişi gümrükte görevlidir. 1987 yılında Edirne'den ayrıldıktan sonra bir daha kendisini görmedim. radikal

Google da kapatılabilir!

Youtube'nun ardından dünyanın en büyük arama motoru google'un da kapatılması gündemde

Youtube'nun ardından dünyanın en büyük arama motoru google'un da kapatılması gündemde. Google aramasında çıkan bir çocuk pornosu görüntüsü nedeniyle dava açıldı. Önümüzdeki günlerde google hakkında da erişimin engellemesi kararı alınabileceği belirtiliyor..

Ergenekon'da çok önemli bir gelişme

 

Danıştay davasında yargılanan Yıldırım, baskın kararının alınışını anlattı ve Cumhuriyet'e atılan bombaların kaynağını açıkladı: Bize Veli Küçük verdi...

 

Ergenekon dosyasında tutuklu emekli tuğgeneral Veli Küçük ile Danıştay baskını mahkûmlarından Osman Yıldırım, Alparslan Arslan ve İsmail Sağır (soldan sağa) arasında ilişki olabileceği konuşuluyor, ama bir delil bulunamıyordu.

Danıştay davası sanıklarından Osman Yıldırım'ın Cumhuriyet gazetesine atılan bombaları Veli Küçük'ten aldıklarını açıklamasının, Ergenekon soruşturması ve Danıştay davası arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğu iddia edildi. Ancak Ümraniye'de ele geçirilen ve Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar konusunda halen yanıtlanmamış pek çok soru var. Cumhuriyet'e atılan ve Ümraniye'de ele geçirilen bombaların aynı kafile ve model numarasına sahip olduğu öne sürülmüştü. İzmir'de örgütle bağlantılı olduğu söylenen İbrahim Çiftçi'nin de aynı kafileden el bombasıyla öldürüldüğü iddiası gündeme gelmişti. İddialara karşın Kara Kuvvetleri envanterinde görünen bombaların sivillerin eline nasıl geçtiği sorusu aylar geçmesine karşın yanıtlanmadı.

13 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'deki bir gecekonduda Ali Yiğit isimli bir kişinin ihbarı üzerine 27 el bombası, patlayıcılar bulunmasıyla tüm Türkiye'yi sarsacak, aralarında çok önemli isimlerin bulunduğu 44 kişinin gözaltına alınacağı Ergenekon operasyonu başladı. Ümraniye bombalarını saklayan kişinin emekli astsubay Oktay Yıldırım olduğu anlaşıldı. Yıldırım, Danıştay saldırısından sonra bıçakla intihar etmeye çalışan ve gözaltına alınan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in yakın adamıydı.

Ümraniye bombalarının araştırılmasıyla Danıştay saldırısından sonra gözaltına alınan ve adı gündeme gelen kişilere ulaşıldı. Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan'ın onlarca defa telefonla konuştuğu Muzaffer Tekin, emekli binbaşı Zekeriya Öztürk, Arslan'ın birlikte çekilmiş fotoğraflarının ortaya çıktığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük gözaltına alındı.

'Hurda açıklaması'

Muzaffer Tekin'in evinde de iki el bombası bulundu. İfadesinde bombalarla ilgili "Bunlar hurda, patlayacak durumda değil" diyordu. Ama inceleme sonucu patlamaya hazır oldukları anlaşıldı.

Danıştay saldırısının failleri, 17 Mayıs 2006'da Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in öldürüldüğü baskından kısa süre önce Cumhuriyet gazetesinin Şişli'deki binasına üç kez el bombası atmıştı. Bu bombaların Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla aynı kafileden olduğu öne sürüldü. Birbuçuk yıl süren yargılama sonucunda müebbet hapis cezaları verildi ama 'bomba sorusu'na yanıt verilemedi.

Davanın dar kapsamı

Davada avukatların soruşturmanın Ergenekon operasyonu ve Ümraniye'de bulunan bombalarla ilgili genişletilmesi talebi kabul edilmedi. Davanın sanıklarından Süleyman Esen'in avukatı Mehmet Ener'in 21 Ocak 2008 tarihinde Genelkurmay Askeri Savcılığı'nda söz konusu bombaların nasıl sivil kişilerin eline geçtiğini sormuştu. Ancak Mehmet Ener'e sadece konuyla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirilmişken Danıştay davası sonuçlanmıştı.

Çiftçi cinayeti

Gecekonduda bulunan 27 el bombasının gündeme geldiği ikinci olay ise Ekim 2006'da İzmir Alsancak'ta uyuşturucu ticareti yaptığı öne sürülen İbrahim Çiftçi'nin öldürülmesi olayı oldu. İddialara göre; Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun 2002 yılında Ankara'da evinin önünde öldürülmesi olayını Ergenekon örgütü yapmıştı. Bir kişi savcılığa başvurarak İbrahim Çiftçi'nin Hablemitoğlu cinayetinin faili olduğunu söylemişti. Bunun üzerine şüpheli olarak ifadesi alınan Çiftçi'nin örgütün talimatıyla öldürüldüğü iddia edildi. Erdinç Utaş, İbrahim Çiftçi'yi Alsancak'taki kafeteryaya el bombası atarak öldürmüştü. Cumhuriyet gazetesine düzenlenen saldırıda olduğu gibi onun da attığı bombalardan biri patlamamıştı. Bu davanın sürdüğü İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, cinayette kullanılan bombaların Ümraniye bombalarıyla aynı kafile ve modelden olup olmadığını Adli Tıp Kurumu'na ve Ergenekon operasyonu savcısına sordu. Ergenekon savcısından mahkemeye gelen yanıtta, Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla, Çiftçi'nin öldürüldüğü bombaların aynı kafileden olduğu belirtildi. Çiftçi'nin Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili ifadesinin alındığını hatırlatan savcının, Sanıkların bu eylemi tek başına yapmadığının, muhtemelen bir yerlerden aldığı talimatla yaptığının değerlendirildiğini, Ergenekon'la irtibatlı olup olmadığının araştırıldığını anlattığı öne sürüldü. Davanın diğer sanığı Mustafa K.'nın avukatı Utaş'ın konuşması halinde derin bağlantıların ortaya çıkacağını söyledi. Utaş ise sadece ölmek istediğini söylüyordu.

Makina Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), silahlı kuvvetlerin ve polisin ihtiyaçları doğrultusunda siparişe göre el bombası üretimi yapıyor. Ümraniye'de gecekonduda ele geçirilen ve Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların Kara Kuvvetleri Komutanlığı için üretildiği ortaya çıkmıştı.

Kapatma davası ‘geçici madde’yle düşürülecek

1197 

AKP, ’kapatma davasına’ karşı ’geçici madde’ formülünü benimsedi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın açtığı kapatma davasına karşı Anayasa değişiklik teklifi hazırlayan AKP, MHP’nin destek vermemesi üzerine teklifi Cuma gününe kadar TBMM Başkanlığı’na sunacak. Teklifte, Anayasa’nın 68, 69 ve 83. maddeleriyle ilgili değişiklikler yer alacak. AKP, ’odak’ tanımını değiştirirken, 5 yıllık siyaset yasağının kaldırılmasını ve parti kapatma davalarının ’terör ve şiddet bağlantısıyla’ açılabilmesini ve TBMM’den izin alınmasını istiyor.

 

İşte o madde

 

Teklifde, kapatma davasını düşürecek bir madde yer alacak. ’Geçici madde’ olarak yer alması beklenen düzenlemenin “Bu değişiklik yürürlüğe girdiği tarihte, Anayasa Mahkemesi’nde görülmekte olan siyasi partilerle ilgili kapatma davaları düşer” şeklinde olması bekleniyor.

 

‘Referandum da seçenek’

 

AKP Grup Başkanvekili Nihat Ergün Meclis’te gazetecilere, teklifin AKP’nin oylarıyla kabul edilmesi halinde referanduma gidileceğini söyledi. Ergün, “Mutabakat olmasını isteriz. Bu her zaman mümkün olmayabilir. Referandum da seçenektir” dedi.

 

MHP de gözaltında

 

Ergün, TBMM’deki 4 siyasi parti; AKP, CHP, MHP ve DTP hakkında şu ilginç değerlendirmeyi yaptı: “Parlamentoda 4 siyasi parti grubu var. Bir tanesiyle ilgili (DTP) kapatma davası açıldı, devam ediyor. Bir tanesiyle (AKP) alakalı yeni bir iddianame hazırlandı. İddianame mahkeme tarafından kabul edilirse, onun hakkında da kapatma açılacak. Bir tanesi (MHP), ikinci iddianame kapsamında bir anlamda o da bir gözaltı sürecine girmiş bulunuyor. O da parlamentodaki bir Anayasa değişikliği teklifine imza attığı için gözaltı sürecine girmiş bulunuyor.”

 

Ergün, Anayasa değişiklik tekliflerine imza koyan vekiller için de siyaset yasağı istendiğini hatırlatarak şöyle dedi: “Bu Meclis’in yasama faaliyetlerini sona erdirmesiyle de sonuçlanabilir. 71 kişiden 39’u vekil. Anayasa değişikliğine imza koymak bir siyasi partinin kapatma davasına gerekçe teşkil edebiliyor, o kişinin siyasi yasaklı haline gelmesi sağlanıyorsa, 350 vekilin değişiklikte imzası var.”

 

AKP’nin “MHP gözaltı sürecinde iddiası” MHP’yi kızdırdı

 

AKP Grup Başkanvekili Nihat Ergün’ün, başörtüsüyle ilgili Anayasa değişikliğine imza ve destek verdiği için MHP’nin “gözaltı sürecinde” olduğunu iddia etmesi, MHP kurmaylarını sinirlendirdi. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AKP’li yöneticilerin son dönemde sürekli kendilerini yargının yerine koyup, yargısal süreçlerle ilgili değerlendirmeler yaptığını belirterek, “Aklınızı başınıza alın. Sapla samanı karıştırmayın. MHP hakkında yorum yapmak haddiniz değil” diye konuştu.vatan

Başsavcıdan Ergenekon açıklaması

savcı 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, ''Ergenekon adı verilen soruşturma kapsamında yapılan operasyon ve işlemlerin, kamuoyu gündeminde yer alan diğer davalarla hiçbir ilişkisi bulunmadığını'' bildirdi.

 

Başsavcı Engin, yaptığı yazılı açıklamada, kolluk makamlarına yapılan ihbar üzerine 2007 yılı Haziran ayında Ümraniye ilçesinde bir evde ele geçirilen patlayıcı maddeler sebebiyle başlatılan ve devam eden süreçte teknik takip ve diğer soruşturma yöntemleriyle genişletilerek sürdürülen ve kamuoyunda ''Ergenekon soruşturması'' olarak bilinen soruşturma kapsamında 21 Mart 2008 tarihinde yapılan operasyonla ilgili olarak basın ve yayın organlarında yer alan haber, yorum ve değerlendirmelerin önemli bir bölümünün gerçeği yansıtmadığının görüldüğünü bildirdi.

 

Soruşturmanın gizliliği ve yayın yasağı kararları dikkate alınarak açıklama yapılmasının gerekli görüldüğünü dile getiren Engin, açıklamasında, CMK'nın 250. maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili biriminde görevli 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülen soruşturmaya ilişkin olarak bu birimlerden alınan şu bilgilere yer verdi:

EŞ ZAMANLI OPERASYON ZORUNLULUĞU

''21 Mart 2008 tarihinde yapılan operasyonda gözaltına alınanlardan birçoğunun Ergenekon adı verilen soruşturma dosyasındaki delillere göre, önceki tarihlerde bu soruşturma kapsamına alınan kişiler olup, yapılan işlemlerin de bu soruşturmanın devamı niteliğinde olduğu,Yetkili Cumhuriyet Savcılarının talimatıyla bu soruşturmanın icrasıyla görevlendirilen kolluk biriminin başvurusu üzerine, acil sebepler ve operasyonun eş zamanlı olarak yapılmasının gerektirdiği zorunluluk nedeniyle ve mahkeme kararlarına istinaden arama, el koyma ve gözaltı işlemlerinin gece yapıldığı,Bu soruşturma sebebiyle gözaltına alınan şüphelilerin, tüm yasal haklarının korunması hususunda gerekli özenin gösterilmesi ve tedbirlerin alınması için görevli cumhuriyet savcıları tarafından ilgili birimlere talimat verilerek, yasal işlemlerin kısa sürede ikmal edilmesinin sağlandığı tespit edilmiştir.''

Başsavcı Engin, gözaltına alınan şüphelilere ilişkin soruşturma sonucunda Doğu Perinçek, Mehmet Adnan Akfırat, Ferit İlsever ve Serhan Bolluk'un CMK'nın 100. maddesi kapsamında tutuklandığını, İlhan Selçuk ve Kemal Yalçın Alemdaroğlu'nun da CMK'nın 109/1-3/a maddeleri kapsamında adli kontrol tedbiri ile nöbetçi mahkeme tarafından serbest bırakıldıklarını, Yusuf Beşirik, İbrahim Benli, Yusuf Tuncer, Aydın Gergin, Mahir Çayan Güngör ve Aykut Tokak'ın da soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları tarafından ifadelerinin alınmasını müteakip serbest bırakıldıklarını bildirdi.

''ERGENEKON'UN DİĞER DAVALARLA HİÇBİR İLİŞKİSİ BULUNMAMAKTADIR''

''Bu operasyonun başlatıldığı tarih ve saatten itibaren basın ve yayın organlarında yapılan yayınlarda son günlerde Türkiye'nin gündeminde yer alan önemli başka davalarla Ergenekon soruşturması arasında paralellik kurulmaya çalışıldığı ve bu doğrultuda yanlış ve gerçek dışı yorum ve değerlendirmeler yapıldığının görüldüğüne'' işaret eden Engin, açıklamasında şunları kaydetti:

 

''Ergenekon adı verilen soruşturma, 2007 yılı Haziran ayında başlatılmış olup gerek 21 Mart 2008 tarihinde, gerekse daha önce bu kapsamda yapılan operasyon ve işlemlerin kamuoyu gündeminde yer alan diğer davalarla hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır.Bağımsız yargı organları, görevlerini sadece yasalardan aldığı yetkiye dayanarak ve yasalar çerçevesinde yapmakta olup, tüm soruşturma ve kovuşturmalarda herhangi bir kişi, kurum ve kuruluşun etkisi, yönlendirmesi ile veya başka maksatlarla hareket etmeleri kesinlikle mümkün bulunmamaktadır.Bunlara rağmen yazılı ve görsel basın yayın organlarımızda yapılan ve gerçek durumu yansıtmayan asılsız haber ve yorumlar bu soruşturmanın sağlıklı olarak yapılmasını zorlaştırmakta, yargı organları aleyhine haksız eleştiri, değerlendirme ve güvensizliğe sebebiyet vermektedir.''

''SÜRECİN SONUNA YAKLAŞILDI'

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, basın ve yayın organlarının bu soruşturmayla ilgili gizlilik ve yayın yapma yasağını dikkate almalarının soruşturmanın selameti açısından gerekliliğini vurguladı.Başsavcı Engin, açıklamasını şöyle tamamladı:''Soruşturmanın kapsamı, elde edilen deliller, bilgi ve belgelerin yüz binlerce sayfa oluşturması, bunların incelenmesi, analizi ve tasnifinin uzun süreyi gerektirmesi, bu belgelere istinaden ek operasyonlar yapılması gibi zorunlu sebeplerle soruşturmanın bugüne kadar uzadığı, ancak bu süreçte bu soruşturma sebebiyle tutuklu bulunanların tutukluluk halleri ve hukuki durumlarının en geç birer aylık sürelerde hakim tarafından incelenerek tutukluluk hallerinin devam edip etmeyeceği hususunda kararlar verdiği ve bu sürecin sonuna yaklaşıldığı tespit edilmiştir.''

İlhan Selçuk için 'en acısı'

ilhan selçuk 

Koluna giren polisler, "size abi dersek kızar mısınız?" diye sormuşlar. Emniyet ise Sulçuk'u çok şaşırtmış. İşte anlattıkları;

Ani bir geceyarısı operasyonuyla evinden apar topar gözaltına alınan İlhan Selçuk serbest bırakıldı. Emniyete, gözaltılara alışık olan ünlü yazar içeriyi değişmiş buldu. Peki Selçuk gözaltındaki saatlerde neler yaşadı?

 

Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’nde yaklaşık 11 saat sorgulandığını, Beşiktaş Adliyesi’nde üç savcıya 4.5 saat ifade verdiğini anlatan Selçuk, 48 saatlik gözetim süresinin dolmasına 1.5 saat kala serbest bırakılmış oldu. CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, gelişmeleri başından sonuna kadar izleyen tek milletvekiliydi.

 

Gözaltındaki duygularını şöyle anlattı:

 

NE YEDİ?

 

"Dün sabah biraz peynir, adliyeye getirildiğimde de bir sandviç yedim. İmza karşılığı getirdikleri yemeği ise yemek istemedim. İnsan sorgudaki sorulara konsantre olunca pek de açlığı düşünmüyor.

NASIL UYUDU?

Uyku derseniz, gerektiğinde uyudum; her yerde de rahat uyurum; koltuk veya kanepede. Özel bir şey yoktu."

 

EMNİYET DEĞİŞMİŞ

 

Benim için jimnastik oldu sayılır, (gülerek) uzun süre gitmiyordum. Hayatın cilveleri bunlar. İlk başta şunu söylemeliyim. Emniyet’in çok şeyin değiştiği anlaşılıyor. Etrafta genç, yakışıklı, uzun saçlı ve küpeli memurlar vardı. Bilgisayar kullanıyorlar. Aralarında uzman polisler vardı. Hatta birisi bana PKK’yı sordu, sonra da kendisi anlattı bana; ilginç bilgiler aktardı. 180 sayfalık notlardan sorular sordular...

ÜÇ SAVCI SORGULADI

Üç savcı sorular sordu. Çoğu telefon dinlemelerine dayanıyor; ayrıca yazdığım yazılarla bir bağ aradıkları ve bir yerlere varmak istedikleri anlaşılıyor. Sorularda pek bir ciddiyet göremedim. Örneğin ben konuşmalarımda ’kerata’ sözcüğünü çok kullanırım. Bunu ya İbrahim Yıldız ya da bir başka arkadaşımla konuşurken, bir hitap anlamında kullanırım. Bu benim bir sevgi işaretimdir.

SİZE ABİ DİYEBİLİR MİYİZ?

Gözaltındayken yanımdaki polisler ’Size abi dersek kızar mısınız’ diye sorduklarında güldüm. Merdivenlerden inerken koluma giren polis memuruna ’Kaçacak halim yok’ deyince, ’Yok abi bir şey olmasın diye koluna giriyorum’ dedi. Evet böylece de epeyce yaşlandığımı anladım."

 

EN ACISI DA

En acısı da... Cumhuriyet’e bomba atanların içinde olduğu bir örgüte üye olduğumuz araştırılıyormuş; böyle bir şey olur mu? Gülünç... Bu işte bir şeyler var. Bu durumda Türkiye başka bir noktaya gidiyor. Olay siyasi hale çekiliyor. Bu konuda Türkiye açısından çok üzgünüm.

ERGENEKON'LA BAĞLANTISI

Örgütün ’fikri lideri’ymişim... Gülerim. Bu Cumhuriyet’i bombalayanlarla aynı davada yer almak, şaka gibi... Eğer beni de katarlarsa, bu davanın namusu gider. Yargıyı rahat bırakmak gerekir. Herkes sorgulansın, hesap versin; ben de bu hesabını veririm; verdim de... Bu bakımdan yargı görevini yaparken kimse müdahale etmemelidir. Başbakan Erdoğan’ın art niyeti yoksa, ülkenin istikrarı için bir uzlaşma yolu bulmalıdır; muhalefetle bir araya gelmelidir. Ancak bu şekilde Türkiye bu badireyi atlatır. Yoksa, ülke bir çatışma noktasına doğru gidiyor. Kutuplaşmayı çok tehlikeli bulurum.

BASINA NOT

Ergenekon Soruşturması kapsamında Cuma sabahı gözaltına alınan ve önceki gece serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk, dünü Etiler Gazete Muhabirleri sitesindeki evinde dinlenerek geçirdi. Evinin önünde bekleyen gazetecilerin görüşme talebi üzerine Selçuk, "Unutmayınız" yazılı bir not kağıdına "Sevgili Arkadaşlar" başlıklı bir notla karşılılık verdi. Selçuk, notta "Sevgili arkadaşlar, ben gözaltına alınmadan önce tv’ye çıkmıyordum. Röportaj önerilerine hayır diyordum. Pek ortalıkta görünmüyordum. Müsaade ederseniz bu kuralları uygulayayım. Sizin için üzülüyorum ama elimden bir şey gelmiyor. Boşuna beklemeyin. Hepinize sevgiler. İlhan Selçuk" yazdı. Selçuk nota rağmen basın mensuplarının kapının önünden ayrılmaması üzerine evinin balkonuna çıkarak, "İlkelerimi bozmayacağım, bana yardımcı olun. Teşekkür ederim" dedi. Selçuk’un evine cumartesi ve pazar gününe ait gazeteler getirilirken, evin çevresinde polis güvenlik önlemleri sürdü.

(Haber: Yalçın Bayer/ Hürriyet)

Şener yeni parti mi kuracak?

 

AK Parti'nin kapatılma süreci ile birlikte adı yeni siyasi oluşum için geçen eski bakan Şener'den yeni parti sinyali geldi.

Şener Türkiye'nin şu an içinde bulunulan siyasi durumu değerlendirdi ve "Hukuka güvenmek lazım, hukuk devletine güvenmelidir. Burası bir hukuk devletidir." şeklinde konuştu.

Siyaseti bırakmadım, siyasette beni bırakmadı

Siyasi bir oluşum içerisinde olup olmadığıyla ilgili bir soruyu ise şu şekilde yanıtladı:

"Çok yoğun bir siyasi trafik içindeyim. Mektuplar, telefonlar ya da  ziyaretler olarak toplumun her kesimiyle yoğun ilişkiler içindeyim.Sağ veya sol her partide siyaset yapmış olan insanlar da var bu kesimin içinde. Ben siyasetin dışında duramıyorum. Ancak bunu bir siyasi oluşumun içindeyim diye de değerlendiremem."

3 ay vakit verdim

Önüne bir takvim koyduğunu söyleyen Şener bu bu sürenin sonunda bir durum değerlendirmesi yapıp kararlar alacağını söyledi. Şu an bakan olduğu dönemden çok daha popüler olduğunu belirten Şener " İsminiz çok temiz, bırakın girmeyin siyasete, adınız böyle temiz kalsın diyenler olduğu gibi sizin sorumluluğunuz da var bundan kaçamazsınız diyenler de var. Ben her iki kesime de saygı duyuyorum." şeklinde konuştu.

Her kesimi kucaklayacağım

Ak Parti'den istifa mı edeceksiniz sorusunu cevapsız bırakmayı tercih eden Şener amacının Türkiye'nin her kesimini kucaklamak olduğunu belirtti.internethaber

"AKP kapatılacak"

 

 

Eski Devlet Bakanlarından Hasan Celal Güzel, TRT1’de yayınlanan Enine Boyuna programında “AKP’nin kapatılacağından eminim” dedi. Bu sözlerin ardından Güzel, kararın 9’a 2 ya da 8’e 3 oranıyla alınacağını iddia etti:

 

KAPATMA DA DARBE DE VAR: Başörtüsü konusunda Anayasa değişikliği yapılınca, bir taraftan Anayasa Mahkemesi bu konuda harekete geçirildi, bir taraftan da düğmeye basıldı. Bu bir paket program. Bu paketin içinde parti kapatma da var, bu olmazsa askeri tahrik edip tekrar darbe yaptırmak da var.

 

367 AYIBI: Anayasa Mahkemesi 2007’de hukuka, mantığa uygun olmayan bir karar verebilmişse, 367 ayıbını yapabilmişse, bunu da yapar.

 

KAPATILACAĞINDAN EMİNİM: İddianame RP ve FP’nin iddianamelerinden alıntılar içeriyor. Hemen hemen aynı olaylar var. Onda da ortada bir fiil falan yoktu. Birtakım gazete bilgilerinden iddianame yazılmıştı, şimdi de aynısı yapılıyor. Dolayısıyla ben eğer AKP herhangi bir hukuki müdahalede bulunmazsa kapatılacağından eminim.

 

KURTULUŞ ZOR: Anayasa değişikliği ile de kurtuluş yolu o kadar kolay değil. Yapılacak değişiklikler yine Anayasa Mahkemesi’nin önüne gidecektir.

Web Stats